Enlerimm
69 stories
PERSONA by KathyCalanthe
KathyCalanthe
  • WpView
    Reads 1,162,393
  • WpVote
    Votes 72,338
  • WpPart
    Parts 60
KARANLIK VE AYDINLIK SERİSİ / KISIM I Feray Eldem, psikoloji okurken aynı zamanda Karaköy'de bir sanat galerisinde çalışmaktadır. Gece yarısı telefonuna gelen mesaj ile galeriye gittiğinde patronunu ölü bulur ve işlenen cinayet ile Feray şüpheliler listesinde bir numaraya yerleşir. Cinayetin hemen ardından evine kırmızı zarflar gelmeye başlar. Her zarf bir bilmeceden ibarettir ve cevap doğruca diğer zarfa gitmektedir. Çocukluğundan beri babasıyla define avı oynayan Feray bu gizemi çözmeden edemez ve varını yoğunu şüphelisi olduğu cinayeti aydınlatmaya koyar. Bu süreçte ise ona karşı dairesine yeni taşınan, imalı sözleri ve tavırlarıyla Feray'a hatırlayamadığı geçmişinden geldiğini düşündürten, son derece gizemli bir karaktere sahip olan Hektor yardım eder. Bilmeceler çözüldükçe geçmişin kapıları aralanır ve yaralı zihinler bir araya gelir. ✨ "Yaralı zihinler bir araya geldiğinde Dite Şehri'nin kapıları aralanır. Kırmızı daireler sarar etraflarını. Sınırdan geçen ruhlarını ölçer, kader tartısı."
İNFERNO by KathyCalanthe
KathyCalanthe
  • WpView
    Reads 4,501,872
  • WpVote
    Votes 250,268
  • WpPart
    Parts 53
Demir Karadağ, Hades lakabıyla anılan yalnızlığını ceza olarak gören ve kendini lanetli olduğuna inandıran zevke saplantılı bir adamdır. Değer verdiği ve sevdiği tek şey ise gözbebeği olan İnferno'dur. Dante'nin cehenneminden yola çıkarak tasarlanmış şirket binası görümüne sahip son derece gizli bir haz kulübü olan İnferno, dokuz çemberden oluşmaktadır ve her çemberin kendine has bir teması vardır. Kendine yarattığı oyun parkında günlerini geçiren Demir Karadağ'ın hayatı bir gece yarısı cehennemine adım atan kadın ile değişir. Kardeşini bulmak amacıyla İnferno'ya giden Helen Saral, ünlü bir yazar ve cinsel terapisttir. Tek dileği kardeşini bulmaktır fakat bunun için geldiği kulüpte onunla ilgili hiç beklenmedik gerçeklerle yüzleşir. Kirli sırların ve tehlikenin içine düşen Helen ile Demir hayatlarını sonsuza dek değiştirecek olan bir hikayenin kapağını aralarlar. 🔗 "Cehennemin dibine inip ruhunu arındırmadan cennete ulaşamazsın." Kitap yetişkin içeriklidir. Kapak Tasarım: @Wbrunette
GÖK KUZGUN - TAMAMLANDI by Piyamor
Piyamor
  • WpView
    Reads 109,577
  • WpVote
    Votes 8,071
  • WpPart
    Parts 54
Nazlı, bir gece yarısı kendi babası tarafından infaz edilmek üzereyken karanlığın içinden uzanan bir el onu hayata geri çeker. O el, en yakın arkadaşının abisi Yalvaç Zorlu'ya aittir. Nazlı'nın geçmişi sırlarla, kanlı bir hesaplaşmayla ve hâlâ nefes alan bir düşmanla çevriliyken yaşaması için tek seçenek vardır. Öldü gösterilmek. Gerçek kimliği devlet tarafından silinirken Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı'na yerleştirilir. Orası hayatta kalabileceği tek korunaklı bölgedir. Yıllar sonra Nazlı artık teşkilatın siber güvenlik biriminde çalışmaya hazırlanan, kimsesizlerden ayrılmak üzere olan genç bir kızdır. Geçmişi arkada bırakabildiğini sanıyordur. Ta ki teşkilat ona yeni bir koruma atayana kadar. Karşısında duran isim, yıllar önce onu karanlıktan çıkaran adamdır. Yalvaç Zorlu, soğukkanlı, disiplinli, asker gibi hareket eden, kurallara bağlı bir uzman istihbaratçıdır. Nazlı'nın hayatını yeniden güvence altına almaya niyetlidir. Ancak sunduğu teklif, teşkilatın tüm dengelerini sarsacak cinstendir: "Evlenelim." Bu, kâğıt üzerinde, sadece kimliğini korumak, onu görünmez kılmak için tasarlanmış bir istihbarat stratejisi olsa da bazı kararlar sadece korumak için verilmez.
ÖYLE BİR UĞRADIM (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 405,409
  • WpVote
    Votes 21,852
  • WpPart
    Parts 8
"Ondan hoşlanıyor musun?" Kıskanç çıkan sesine ne tepki vereceğimi bilemiyordum. "Ona sarıldın." Kaşları çatıldı. "Hoşlanmasaydın sarılmazdın. Hoşlanıyorsun ki sarıldın." Burnundan nefesini sertçe verdi. "Bana bile sarılmadın." Ters ters baktı. "Bana niye sarılmıyorsun?" Kıskandığı kişi en yakın arkadaşıydı. Ve onun arkadaşı benim babamdı. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Eflah kim olduğumu bilmeden beni seviyordu ama ben, onun kim olduğunu bile bile ona âşık olmuştum. Benim günahım daha büyüktü. Bir insanın başına en kötü ne gelebilirdi? Babam gözlerimin önünde öldürüldüğünde ve onu öldüren annem olduğunda en kötüsünü yaşadığıma çok emindim. Artık annem cezaevinde, babam ise mezardaydı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? 25 yıl geçmişe gitmek? Bu kötünün de kötüsü olabilir miydi? Ölümcül bir kaza sonucu kendimi 1998 yılında bulduğumda o an için bunun bir felaket olduğunu düşündüm. Felaket bir durumdu çünkü bu zaman diliminde anne ve babamla aynı yaşlardaydım. Onların hayatına bir yabancı gibi girmek zorundaydım. Ama aslında felaket sandığım şey mucize de olabilirdi. Mucizevi bir durumdu çünkü bu zaman diliminde annem cezaevinde, babam da mezarda değildi. Onların evlenmesinin nedeni annemin bana hamile kalmasıydı. Ana rahmine düşmeme sadece üç ay kaldığını anladığımda ise kendi doğumumu engellemenin nasıl olacağını düşünmeye başladım. Annemi cezaevinden, babamı da ölümden kurtarmanın tek yolu bu olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Planını uygulamak için babamın arkadaşı Eflah'ın evine bir dadı olarak işe girmekse hayatımda verdiğim en kötü karardı. Bunu ona anlatmanın bir yolu var mıydı? Buraya ait olmadığımı, öyle bir uğradığımı anlatmanın bir yolu olmalıydı. Doğru insanı yanlış zamanda bulmak birine verilen en büyük ceza olmalı.
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 8,007,386
  • WpVote
    Votes 197,494
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 40,550,766
  • WpVote
    Votes 1,714,810
  • WpPart
    Parts 67
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 18,162,473
  • WpVote
    Votes 717,890
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
BERDEL by seh-naz
seh-naz
  • WpView
    Reads 12,358,342
  • WpVote
    Votes 514,537
  • WpPart
    Parts 107
BERDEL -Düşünsene Mizgin seni Şanlıurfa kadar sevdiğimi; Çıldırırsın!- Duyduklarından sonra genç kadının dudaklarından dökülenler sonları olmuş gibiydi. -Ez qurbanete bıvım Şanlıurfa- (Kurban olurum sana Şanlıurfa!)
KUMA  by seh-naz
seh-naz
  • WpView
    Reads 11,860,633
  • WpVote
    Votes 375,499
  • WpPart
    Parts 103
Bir evliliği ayakta tutan yegâne güç; adamın sevdası, kadının bu sevdaya sarılışıdır. Mutluluğun formülü birbirine sevmekte saklıdır. Bu formülü bozacak günler Eroğlu konağının kapısını çalıp içeri buyur edilir. Bebek hasretinin tutulduğu konakta KUMA rüzgârı eserken kaosa doğru sürükleyen fırtınaya iki kadın, bir adam tutulur. Hayat ters köşeden vurarak bebeği olamayan yıllarca bu eksikliğin acısını pervasızca çeken, hastaneden hastaneye koşuşuna, umut etmekten ve istemekten yorulmayan kadının hayatına kuma gölgesi düşürür. Karısının bebeği olmadığı her gün aşkı daha sağlam ayakta dururken seven adamın duygularını ve aklını yitirecek kâbus gerçekleşir. Kokladığı gülün üstüne bir kır çiçeği yerleşir, bu çiçek tohumunu verir ve sevdaya tutulmuş adamın kalbi ikiye bölünür. Konağa düğünsüz derneksiz üzerinde bir gelinlikle kapıdan içeri alınan kadını beklediğinden daha zor bir hayat, beklemediğinden daha kötü bir evlilik gerçekleşir. Zorlu sınavlara tabi tutulur, aşk ve sevgi yoksunu bir evlilikte ayakta durmaya çalışır. Kocası tarafından merhamet dilenen kadın halini alır. Sevda bir kadında tutku bir kadında aynı çatı altında zorlu yaşam sürdürülür. Arafta kalmış bir adamın, bu adama bağlı iki kadının yaşamı zorlu serüvenlerle akıbeti belli olmayan sona doğru giderler. Ateş düştüğü yeri yakar KUMA gelir. Hasreti kadın dindirir bebek doğar. Adam ikiye bölünür. Ve aşkı hangi kadın alacak sorusu akılları alır. Ben Ezo; üzerine kuma gelmiş kadınım. Şimdi sığındığım limanım kocamın kalbindeki aşkım. Ben Şerwan; bir kadının hayatını kalbine alan, bir kadının hayatını omzuna alan adamım. Ben Beritan; kuma giden kadınım. Benim tek dünyam kucağıma aldığım bebeğim.
EMANET GELİN  by seh-naz
seh-naz
  • WpView
    Reads 1,374,951
  • WpVote
    Votes 18,848
  • WpPart
    Parts 43
İstanbul'un arsız Erkut'u, Mardin'in Barzan Ağa'sı... Yaşadığı iki hayatı da parmağında çevirebilen Zalim Hezeroğlu. Yaşadığı bu iki hayat, nihayetinde başına bela olmuştu. Belası da emanet bir gelindi. Güzel, uysal, günahkâr; Berçem Dağdelen. Kimsesiz Berçem, düğün günü kocasının ölümüyle kayınbiraderiyle evlendirilmiş ve böylece bir darbe daha almıştı. Nelerle karşılaşacağını bilmeyen Berçem Nasıl bir hayat yaşayacağından habersizce koparılmıştı doğduğu topraklardan. Hayat ona zehir olacaktı. Bir günah keçisiydi o. Emanet edildiği zalim adamın ellerinde, işkence altında bir ömür geçirecekti. Kocasının sevdiği kadınla aynı evde nefes alabilecek miydi? Hayatı darmaduman olan Barzan, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda emanet karısıyla vereceği savaştan galip çıkabilecek miydi? D&R ve tüm kitapçılarda.