🖤
5 stories
Kuzguni by IkiArkadas
IkiArkadas
  • WpView
    Reads 51,392
  • WpVote
    Votes 3,176
  • WpPart
    Parts 39
Prenses Alita Waldorf, Kral Hagen'ın hayatta kalan tek kardeşidir. Toplumun ondan beklentisinin aksine, hayır işleri ilgilenip çocuk doğurmak yerine siyasetin içinde olan prenses yirmi beş yaşına geldiğinde ağabeyi Kral Hagen onu uygun bir soylu ile evlendirmeye karar verir. Güce ulaşmaya çalışırken ona ayak bağı olmayacak, genç ve tecrübesiz bir adamla evlenmek isteyen hırslı Alita, Hallstein ailesinin yirmi yaşındaki en küçük oğlu Alois Hallstein'ı kendine eş olarak seçer. Tam bu noktada, hayatını kusursuz bir düzene soktuğunu düşünürken ağabeyi Kral Hagen sebebi bilinmeyen bir hastalıktan dolayı aniden ölür ve henüz sahip olduğu kusursuz hayatı alt üst olur. Keskin kişiliği sebebiyle halihazırda düşmanları olan Alita, peşini bırakmayan sırları ile kendini bir anda taht mücadelesinin içinde bulurken kime güveneceğini bilemez. Fakat içten içe her zaman arzuladığı güç için gözünü karartırmıştır ve bu yoldan dönmeye niyeti yoktur. * * * Amcası Gustav ile dairesindeki şöminenin karşısına oturan Alita dalgın gözlerler yanan ateşi izliyordu. Dışarıda, adeta bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun sesi alevlerin arasından yükselen çıtırtılara karışırken aralarındaki sessizlik lanetlenmiş gibiydi. İçini çekerek, saçlarını örten siyah şalını düzeltip bakışlarını yanında oturan amcasına çevirdi. Konuşmaları çıkmaza girmişken adamın onu izleyen iri, mavi gözleri artık Alita'ya güven vermiyordu. "Bugüne kadar hangi kral destek alarak tahta çıktı? Tüm krallık babamdan nefret ediyordu, bu onu durdurmadı." "Baban tacını alabilmek için tüm krallıkla savaştı, sen de mi bunu istiyorsun? İnsanlar Hagen'ın oğlunu senin öldürdüğüne inanıyor. Kapımıza getireceğin savaş senin adına hiç kolay olmaz, korunaklı surların arkasına saklanamazsın. Bu gözünü korkutmuyor mu?" Alita konuşurken tereddüt etmedi, artık amac
Düş by IkiArkadas
IkiArkadas
  • WpView
    Reads 106,566
  • WpVote
    Votes 6,709
  • WpPart
    Parts 28
"Seni seviyorum, seni seviyorum. Beni duyuyor musun? Alice Princeton, seni seviyorum." Üzerine eğilen Robert kısık sesi ile dudaklarına sokularak aşkını ilk defa yüzüne karşı itiraf etmişti. Lakin bu yapılabilecek en kötü zamanı bulmuştu. Hala öfke dolu olan Alice elleri yüzünde dolaşan adamı göğsünü yumruklayarak kendinden uzağa itmişti. Hazır halde bekleyen at arabasının kabinine ilerleyip kapısını açmışken kalbinden geçeni sakınmadan, süslemeden öfkeyle mırıldanmıştı. "Benim seni sevmeme izin vermiyorsun." * * * Viktorya Dönemi İngilteresinde Londralı tüccar bir ailenin en küçük çocuğu olan Alice 20 yaşında neşeli bir genç kızdı. Hayatını kahkahalar ve pembe düşlerle bezemiş olan Alice birçok insanın ömür boyu aradığı aşkı küçük yaşlarda bulup kalbinde özenle muhafaza ettiği için kendini diğerlerinden şanslı buluyordu. Utancından ve kabul görmeyeceği korkusundan açamadığı aşkını içinde bir tohum gibi filizlendirirken asla umutsuzluğa yenik düşmemişti. Bir gün, onu küçük kız kardeşi gibi gören Benjamin Avery' in kalbine gireceğinden adı kadar emindi. Bu düşe kutsal bir yeminmişçesine inanıyor ve herkesten saklıyordu. Lakin ailesi, onunla katıldığı davette karşılaşıp ilk görüşte âşık olan Yüzbaşı Doyle ile evlenmesine karar verdiği an, genç Alice'in tüm planları suya düşmüştü. İçinde büyüttüğü gizli aşk ve maruz kaldığı emrivaki, onu hayal gücünün ötesinde bir aşk üçgenine sürüklemiş ve aşka dair bildiği tüm gerçekleri unutturmuştu.
Gönül Savaşları by IkiArkadas
IkiArkadas
  • WpView
    Reads 201,588
  • WpVote
    Votes 408
  • WpPart
    Parts 3
Yirmi yaşındaki güzel ve kibirli Grace Dorcey, İngiltere'nin kuzeyindeki liman kasabasının lordu olan Thomas Dorcey'in tek kızıdır. Tahttaki hanedana akraba olmalarından mütevellit asil kana mensup olarak doğan Grace el üstünde tutulup her istediği yerine getirilerek büyütülmüştür. Çocukluğundan itibaren edebiyat ve antik yunan tarihi dersleri almış, nakış işlemeyi ve arp çalmayı öğrenmiş, titizlenilerek günü geldiğinden kralla evlenecekmiş gibi özenle yetiştirilmiştir. Ailelerine ait kalede bir dediği iki edilmeyen Grace ancak prenseslere nasip olabilecek bir yaşantı sürerken, tahtı ve gücüyle hayallerini süsleyen kralın bizzat kendisinden gelen emirle hayatı alt üst olmuş, adeta bir kâbusa dönüşmüştür. Şehirlerine saldıran İskoçları durdurmak adına yapılan gizli anlaşma onu doğup büyüdüğü şehir Whitehaven'dan sökerek düşman adasına sürüklemiştir. Babasının onun için adeta pamuklardan var ettiği dünyayı terk edip herkesin ondan nefretle bahsettiği topraklara gönderilen genç kız için zorlu bir hayat başlamışken, kendini İskoç beyinin ona taban tabana zıt olan oğlu Ramsey Avalon ile hiç ummadığı maceraların içinde bulmuştur.
Yalnız Beni Sev by Buse_yarali
Buse_yarali
  • WpView
    Reads 112,661
  • WpVote
    Votes 5,377
  • WpPart
    Parts 40
Charlotte Cambridge şarap ticaretiyle uğraşan orta halli bir adamın kızıdır. Fevri, asi ve biraz hoyrat olan Charlotte, Donever ailesinin gelini olmasıyla tam bir keşmekeşin içine girer. İhanet, yalanlar ve güç üzerine kurulmuş bu yeni dünya da ne kadar kabuğuna çekilmek istese de her seferin de kendini oyunun tam ortasında bulur.
Sonsuz Esaret by IkiArkadas
IkiArkadas
  • WpView
    Reads 40,806
  • WpVote
    Votes 1,432
  • WpPart
    Parts 15
M.Ö 146 - Roma Cumhuriyeti. İskender'in imparatorluğunu tarihe gömen, kadim Yunanistan'ı kılıcının önünde diz çöktüren General Octavian genç yaşında aldığı gösterişli zaferlerinin ardından adını tarihin altın sayfalarına yazdırmaya kararlıdır. Fakat şehirleri ateşe vererek aradığı düşmanının evlenmek üzere olduğu nişanlısını savaş ganimeti olarak yanında taşıdığından habersizdir. Güzelliği ile onu etkilemeyi başaran Dilla'yı geriye sadece küller kalan şehrinden alarak kendisi ile birlikte Roma'ya götürür. Sırtında damgasını taşıyan kölesi artık onun hem en yakını hem de en büyük düşmanıdır. * * * "Başını eğ ve sakın bir daha aksi söylenmedikçe kaldırma." "Ama-" "Sen bir hiçsin Dilla. Nasıl ki bir çizme başını kaldırıp sahibine bakamıyorsa, sen de bakamazsın." Sırtındaki kanlı damga, Zenobia'nın çubuğundan gelen darbe ile canını daha fazla yakarken başını öne eğmişti. İçinden Dilla diye geçirmişti, bu benim adım bile değil. Doğduğunda ona verilen isim ölmüştü. Bir zamanlar olduğu özgür kadın ölmüştü. Ona kim olduğunu hatırlatacak her şey yanan şehirle birlikte küle dönüşmüştü. Ateşlerin içinde geriye sadece Dilla kalmıştı. Ölen kadın hürdü fakat Dilla sırtındaki damga ile köle olarak doğmuştu. Ölen kadının korkuları vardı fakat Dilla'nın kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.