tao__fighting
# TaNıTıM #
"Taş, kağıt, makas..."
Elimi taş yapmıştım karşımdaki panda ise kağıt yapmıştı... Eliyle elimi sardı ve kahkaha attı.
"Bi daha yah..."
"Yah ben kazandım... 3' e 1 bitti. Bana pirinç köftesi ısmarlicaksın."
Dudaklarını büzmüştü...
Benim adım Kris... 12 yaşımdaydım o zamanlar... Tao ise benden 2 yaş küçüktü... Küçük çocuklar gibi eğleniyorduk. Ama bir gün G. Kore den gitmesi gerekti... Çin' e geri dönüyordu. O benim ilk aşkımdı...
"Pandacık... Gitmek zorunda mısın?"
"Hyung... Al....Eğer bir gün buraya tekrar gelirsem bunu bana ver olur mu? Ama o zamana kadar göz kulak ol. Sırdaşın, en büyük dostun, beni özlediğinde onunla taş, kağıt, makas oynayacağın pandacık olsun. Her şeyini onunla paylaş... Ve beni UNUTMA..."
Diyip elindeki kocaman pandayı bana verdi... Ben de elime aldım. Sonra Tao' ya sıkıca sarıldım. Çantamdan pandalı şapkayı ona uzattım.
"Bunu buraya geldiğinde tak ki senin geldiğini anlayabileyim. Ve seni UNUTMİCAM. Ama sen de beni UNUTMA."
Gözlerinden yaşlar akıyordu. Bana yaklaştı ve yanağıma küçük bir öpücük kondurdu. Geri çekildiğinde gözlerimiz birleşiyordu.
"Seni UNUTMİCAM DEV."
Dedi ve elindeki pandalı şapkayı kafasına geçirdi. Büyük gelmişti.
"Dediğim gibi büyüdüğünde buraya gelirsen takıcaksın o pandalı şapkayı."
Dediğimde kahkaha attı.
"Seni seviyorum."
Dediğimde bana sıkıca sarıldı ve kulağıma fısıldadı.
"Ben de seni seviyorum dev."
Diyip kollarımdan ayrıldı. Ağlamamıştım. Onun üzülmesini istemiyordum.
"TAOOO..."
Diye seslenmişti Bayan Huang.
"Geliyorum anne."
Diye seslendi Tao. Tekrar bana döndü.
"Seni özlicem..."
Diyip arkasını döndü ve arabaya binip benden uzaklaştı. Arkaya oturduğu için bana arkadan muhteşem gülümsemesiyle el salladı. Ben de ona el salladım. Araba hareket edince arkasından koştum ama yetişemedim.
******
"SADECE... ÖZLE