lena_54
Karadeniz'in ağır rüzgârları altında, bir kız ailesinin sevgisini ve kabulünü kazanmak için sessizce mücadele eder. Tek istediği, evin içinde bir "kabul görmek" hissidir. Görülmek, değer verilmek, gerçekten ait hissetmektir. Ama ailesi onun varlığını çoğu zaman fark etmez, söyledikleri duyulmaz, duyguları önemsemezdi.
Babasının prensesi, annesinin nur gözlü kızı, ablasının değerlisi, ve abisinin bir tanesi, kıymetlisi hiçbir zaman olmadı....
Zaman geçtikçe kız daha çok çabaladı, daha çok susdu, daha çok içine kapandı "en iyisi olsam belki beni severler" diye bu cümleye tutundu. Her denemesi biraz daha kırılmasına sebep oldu. Ev, onun için bir sığınak değil, soğuk bir duvara dönüşmüştü. Sevilme umudu giderek azalırken, yalnızlık büyüdü.
Dışarıda dünya akmaya devam ederken, onun içindeki boşluk derinleşmişti. Bir insanın "yok sayılmasının" ne demek olduğunu en ağır haliyle yaşadı. Aile diye düşündüğü bu insanların kızın ruhen ve fiziksel yaralarına merhem değilde daha çok kanamasına sebep oldu. Aslında yaranmasında sebepde kızın kendi aile diye düşündüğü insanlardı.
Ne kadar çabalasa da değişmeyen bir tablo vardır.
Sonunda bu görünmezlik ve çaresizlik onu tamamen tüketir; hayat, onun için sessiz ve kırık en önemlisi de öfkeli bir şekilde kapanmıştı....
Not1:ilk kez kitap yazıyorum hem de Azerbaycanlıyım yani yazım yanlışları ola bilir bunu bilipte okuyun lutfen. 🙏💜
Not2:bu kurgu benim hayal ürünümdür .
‼️ Uyarı‼️ :şiddet, küfür, rahatsız edebilecek sahneler mevcuttur rahatsız olanlar veya küçük okurlar, hassas olanlar bunları bilipte okuyun lütfen. 🙏💜