Duruyazar729
- Reads 2,225
- Votes 187
- Parts 31
"Önce bir şehre geleceksin. Hayatını bu görevin avuçlarında heba etmişsin. Omuz üzeri baktığın sırlar göğüs etini çürütecek kadar diri; ve ayağının altına her adımında döşenen mayınlar bir bucak araziye göre iri. İstemeyeceksin. İstenmeyeceksin. Öfkeni her bir şeyinin üstüne çekecek, kesikleri pamuklarla dikecek; hatta bel büküp düğme ilikleyeceksin. Bir adamın çıkmazına varacak yolun. Sonun. Nefesi zehir, gülüşü şifa değil miydi? Kötü adamların çukurları olur, çıkarlarını gömdükleri. Senin midenin bulandığına, onun yüzü buruşmayacak. Kan, vahşet, yalan... bilip de susacak. Bir yılanın koynuna yatacaksın. Sesin çıkmayacak, gözlerini usulca yumacaksın zifirden karanlığına; hiçbir aydınlık o rengin olmayışını ifade etmeye yetmeyecek sana. Un ufak kelimeler kifayetsiz ve ifaden kayıtsız önünde canlanan oyuna. İlk defa barışacaksın vücudundaki yara, izler ve çatlaklarla. Kimine göre kaba saba, kimine fazla nasırlı gelen görüp geçirmiş ellerin, yük taşımaktan kamburunu çıkarmış omuzlarından hallice sahipsiz. Birinin herkesi olacaksın. Sarındığın zırhının aşılmaz duvarları korunağına bakmayacak. El mahkûm baş eğeceksin. Dudaklarından tek bir cümle dökemeyecek, ancak lanetler edeceksin. Bir örgüte sızacaksın, çocuğu olduğun. Anahtar orada, iki göğsünün yusyuvarlak oluğunda. Onun ellerindeki ne ağılı kan ne de kir, tenine ait olan yalnızca ölümcül bir zehir, demediler mi sana? Oyuna kimliksiz bir taş katılacak. Düzen, döngü yeni baştan yazılacak. Peki... sonra? Sonra ne olacak? Bu yalanlarla Asil Tanyeli, söyle adın ne senin, düşün taşın, sağ kalabilecek misin?"
Yetiştirildiği görev uğruna bir örgüte, bir adamın inine sızan Asil, dilinin altındaki dikenli sır, kökleri bilinmedik bir şehre bağlanan puslu geçmişi ve her zaman 6 gelmeyen bir zarla şeytanın masasına oturduğu kumarın ortasına koyd