suskun1yazar
Kimse kaderin sessiz başladığını bilmez.
Büyük yıkımlar, savaşlar ve tanrıların çöküşü; hepsi önce bir fısıltıyla gelir. O fısıltı, bazen bir rüyada, bazen kalpte beliren anlamsız bir sızıda, bazen de gecenin en karanlık anında peşine düşen ayak seslerinde saklıdır.
Ama güç, saklanmayı sevmezdi.
Bazı geceler kalbi olması gerekenden daha hızlı atıyor, göğsünün tam ortasında yakıcı bir his beliriyordu. Aynalara baktığında, gözlerinde kendine ait olmayan bir derinlik görüyordu. Sanki biri, içeriden ona bakıyordu. Ve her defasında bu his, adını bilmediği bir çiçeğin gölgesini bırakıyordu ardında.
Siyah Lotus...
Bir kehanetin başlangıcı, sonsuzluğun sonuydu. Ya yeniden var olacak... ya da her şey onunla beraber kül olacaktı.
Bu seçim, bir evrenin yeniden doğuşunu da getirebilir, mutlak yok oluşunu da.
Kader, yükünü her zaman masumların omuzlarına bırakır.
"Kalbine gömülen bir çiçek, bir evrenin kaderini kanla yazdı."
🖤🌑