kitapkodu adlı kullanıcının Okuma Listesi
10 kuwento
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    MGA BUMASA 7,846,820
  • WpVote
    Mga Boto 193,572
  • WpPart
    Mga Parte 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    MGA BUMASA 9,305,569
  • WpVote
    Mga Boto 726,234
  • WpPart
    Mga Parte 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
ÖLÜM ÖPÜCÜĞÜ (DÜZENLENİYOR) ni duruicen
duruicen
  • WpView
    MGA BUMASA 161,606
  • WpVote
    Mga Boto 8,793
  • WpPart
    Mga Parte 53
İki dudağının arasında bir şarkı mırıldanıyor, mırıldandığı şarkı karanlık geceye karışıyordu. Sanki mırıldanmalar Şeytanın dudaklarından dökülüp benim içime işliyordu. Kulaklarımda çınlıyordu her bir kelime. Ölümü yakından hissediyordum. Mırıldanmalar artıp yerini net sözcüklere bıraktığında üzerimdeki ölüm örtüsünün üzerine o kelimeler yazıldı. "Beni uyandırdın, beni boğuyorsun Ve ben dudaklarına hızlı bir veda öpücüğü bıraktım " Ben Şeytanı uyandırmıştım. Ölümümü kendi ellerimle hazırlamıştım. Onu boğuyor muydum bilmiyorum ama kendimi boğduğum bir gerçekti. İçimdeki dünya, renklerini siyaha teslim etmiş, gökkuşağı yerini fırtınaya bırakmıştı. Karanlık, kalın duvarın arkasındaki dünyanın bariyerini geçmişti. Siyah beyazı, kötülük iyiliği, karanlık aydınlığı ve ateş suyu öpmüştü o gece. Dudaklarıma bıraktığı zehir beni yakıp kül etmişti. Ancak bir daha küllerimden doğamayacaktım. Şeytanın gücü içimdeki son umut kırıntılarını da almış, iki parmağının arasında ezerek etrafa saçmıştı ve ben artık onları toplayamazdım. Son kez çığlık atmayı denedi içimdeki kız çocuğu. Son kez acısını duyurmak istedi dış dünyaya ama yapacak gücü kendinde bulamadı ve o gece yine her zaman olduğu gibi Şeytana sığındı.
POLİS FOBİSİ ni liliesys
liliesys
  • WpView
    MGA BUMASA 1,256,406
  • WpVote
    Mga Boto 74,862
  • WpPart
    Mga Parte 48
❝Geçmişinde yaşadığı travmatik bir olaydan dolayı polislik mesleğinin adından bile ölesiye korkan bir kadın, farkında olmadan başına ömürlük bela olacak bir başkomiserle Adana sokaklarında denk düşer. Adamın polis olduğunu öğrendiğinde korkuyla oradan bir daha karşılaşmayacaklarını düşünerek ayrılsa bile kaderin ikisi içinde farklı planları vardır. Bir yanda geçmişin getirdiği aşılamaz korkular, diğer yanda bugünün önlerine çıkardığı aşk...❞ |🌼| "Ne oldu? Sessizleştin İzel?" "Adam karşımda. Suratıma bakıyor?" Birkaç saniye durdum ve bakışlarımı gökyüzüne çıkarttım. "Dövecek gibi?" "İzel, alt üstü bir teklif sundu? Seni dövecek değil ya? Yanından mı geçeceksin?" "Hı-hım." Korkak birisi değildim aslında. Gereksiz bir cesaret abidesi bile sayılırdım hatta. Ama mesleğine duyduğum korku beni ondan korkutmaya yetiyor hatta artıyordu bile. "Bebeğim, korkma. Sen sadece iş teklifinde bulundun. Adam seni neden dövsün bunun için?" "Meslek sahibi olmuşsun ama adam olamamışsın dedim." Diyerek Ilgaz'ın kahkaha atmasına sebep olmuştum. "Gülme Ilgaz. Adam şey." "Ney?" "Mavi üniformalı!" Dedim mesleğinin adını söyleyemediğim, söylemek istemediğim, için kıyafetin renginden yola çıkarak. |🌼| 14/04/2020 ******** Kapak tasarımı •fusunyldrir•
Kuzen Özel ni 16papatyam
16papatyam
  • WpView
    MGA BUMASA 4,936
  • WpVote
    Mga Boto 463
  • WpPart
    Mga Parte 13
Derin bir nefes aldıktan sonra bana tekrar baktı ve konuşmak için ağzını araladı. "Ne kadar kaldı Yiğit? Ben daha fazla dayanamıyorum artık. Bi-bitsin bu hasret." dedi ve yere diz çöküp ağlamaya başladı. En nefret ettiğim şey, Deniz çaresizce ağlarken benim hiçbir şey yapamamamdı. Elim kolu bağlıydı ve ben de onun bu haline dayanamıyordum. Onun gibi yere diz çöktüm ve sarılmak için kollarımı açtım. Ama ben sarılmadan kollarımı ittirdi ve ayağa kalktı. Sinirli olduğu hareketlerinden belliydi. "Dokunma Yiğit, dokunma! Üç ay boyunca kendim kalktım, şimdide kalkmasını bilirim." Sinirli olduğu için saçmalıyordu. Hatta fena saçmalıyordu! "Ama şimdi ben yanındayım." Kahkaha attı ve aniden ciddileşip bağırmaya başladı. "Beş dakika sonra geri döneceğim geri zekalı! Hani yanımda mısın o zaman? Benim neler yaşadığımdan haberin var mı? Ziya evi silahla bastı! Sana bunu söylemeyecektim belki ama çok rahatsın. Ben orada her zaman diken üzerindeyken, senin burada bu kadar rahat olman beni delirtiyor." Şu an bencillik yapıyordu. Yine de sesimi çıkarmadım. Sinirini benden çıkarmazsa kendine zarar verirdi. "Özledim Yiğit. Yeter artık ya! Ver parasını gel eve. Yetmedi mi üç ay?" Sesi kısılmaya başlamıştı. "Ben de özle..." Bağırarak sözümü kesti. "Senin ki özlemek değil! Özlemek nasıl bir şey biliyor musun? Dokunmasam da olur. Sadece beş dakika görsem diye Allah'a yalvarmak. Asıl özlemek bu. Ben her gece yalvardım. Ama sen?" Sonuna kadar haklıydı. Ben özledim diyordum, ama gerçekten özlemiş miydim? "Biraz daha sabret güzelim. Bak yarısı gitti. Son üç ay, gelir geçer." Ofladı ve yumruklarını sıktı. Sonra eşofmanının bacağını biraz sıyırdı. Gördüğüm şey ile yutkunamadım bile. "Dikkatimi o kadar çok dağıtıyorsun ki Sosyal. Sen gelene kadar umarım yaşıyor olurum." dedi ve bacağını kapattı. Bileğinden diz kapağ
MESLEK LİSELİ (Kitap oldu) ni Atikesungunapsa
Atikesungunapsa
  • WpView
    MGA BUMASA 2,626,116
  • WpVote
    Mga Boto 218,103
  • WpPart
    Mga Parte 197
Bu bir bağımlının değil, bağlılığın hikayesi... Aykut'un en yakın arkadaşı, Mısra'nın en yakın arkadaşını aldatınca metal bölümü sınıfı ve ressamlık bölümü sınıfı arasında düşmanlık kaçınılmaz olmuştu. 5000 kişilik lisenin acımasız reisine kafa tutan Mısra, Aykut'un acımasız olduğu tarafı öğrenmiş, ona yardım etmeye başlamıştı. Başına geleceklerden bir haber fedakarlık yapıyordu garibim. Çünkü neden yapmasındı? O Mısra Türkmen'di, dediğini yapar, istediğini alırdı. Aldı da. O Aykut reisse, ben de Mısra reisim diyerek çıktığı yolda reislerin savaşı neye dönebilirdi ki, aşktan başka? Bu savaşın galibi ne ressamlık sınıfı oldu, ne metal sınıfı... Bu savaşın tek bir galibi vardı, o da AŞK...
BATAKLIK •Tamamlandı• ni Seydanur_ipek
Seydanur_ipek
  • WpView
    MGA BUMASA 4,901,834
  • WpVote
    Mga Boto 248,501
  • WpPart
    Mga Parte 82
Berfin, abisinin ne iş yaptığından habersiz liseyi iyi derece ile bitirmek isteyen bir öğrencidir. Bir gün abisini polislerin götürmesinin ardından abisinin gerçek işini öğrenir. Kurye. Uyuşturucu kuryesi. Abisini kurtarmak için o dünyaya girmesi ve kurye olması gereken Berfin için hiçbir şey beklediği gibi olmayacaktır. Her şey düşünülenden daha ağır, daha zor ve daha acı doludur... Özellikle de Bataklık'ın kötü kralının oldukça dikkatini çekmişken... Batıyorduk, en dipteydik. Ben onun gözlerine sahiptim, o benim ruhuma. Ölüyorduk. Ben onun ihanetine sahiptim, o her şeyimle bana. Şeytanla bir kumara oturmuştum. Kaybedeceğimi bilerek... (Kitap +16'dır. Küçük yaşlı okurların dikkatli olmasını istiyorum.) 09.07.2018
KUZEN ni 16papatyam
16papatyam
  • WpView
    MGA BUMASA 203,960
  • WpVote
    Mga Boto 9,114
  • WpPart
    Mga Parte 51
04.11.2020 Macera #1 02.11.2020 Kaos #1 05.11.2020 Heyecan #10 15.11.2020 Franciscolachowiski #1 20.11.2020 barbarapalvin #2 ***** "Nasıl sen bana bir şey yapmazsın? Bugün gün boyu benim canımı çıkardın yine de bir şey demedim sana! Git annemi ara, istersen babamı bile ara. Umrumda değil! Ben senin neyinim? Kuzenin mi? Sevgilin mi? Ya da bugün köle gibi çalıştırdığın bir hizmetçin mi?" Arkamı döndüm ve yürümeye başladım. Sonra tekrar bağırdım. "Bu hayatta her istediğine sahip olamazsın, Yiğit Sosyal!" dedim ve boş tarlada yürümeye başladım. "Biliyorum..." dedi. Dolan gözlerime inat ağlamadım ve yürümeye devam ettim. Ama bana öyle bir şey demişti ki, arkamı dönüp ağlamaya başladım. "Ama sen benim her istediğim değil tek istediğimsin, Deniz Sosyal!" ***** İki kuzenin eğlenceli hikâyesine var mısınız? O zaman buyrun gelin. Beraber eğlenelim.
YARALASAR(Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    MGA BUMASA 17,481,195
  • WpVote
    Mga Boto 697,560
  • WpPart
    Mga Parte 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.