SeydaYeun
"Bir zamanlar bu toprakların üstüne adımızı beraber yazardık ortak; şimdi sen tahtında oturuyorsun, ben ise arkanda durup gölgeni kolluyorum."
Cihangir Alhan dışarıdan bakıldığında bu coğrafyanın surları yıkılmaz ağası, kimsenin gözünün yaşına bakmayan keskin bir güçtü. Ama onun da bir zayıf noktası vardı: Arkasını kollayan, canını emanet ettiği, adını her duyduğunda içindeki o sönmeyen koru harlayan koruması, Barut Karasu.
Yıllar önce verilen sözler, kapanmayan eski defterler ve iki adamın arasına örülen o kalın töre duvarları... Şimdi Cihangir, ellerini Barut'un boğazına doladığında sorulan o tek soru, bütün ezberleri bozacaktı:
"Değdi mi ortak? Her şeyi yakıp yıkmaya, bizi bu cehennemin ortasına atmaya... Değdi mi?"
Gücün, sadakatin, yasak bir çekimin ve kanla yazılmış bir ortaklığın bittiği yerde, yeni bir yangın başlıyor.