Morningblod
- Reads 337,683
- Votes 12,615
- Parts 31
Hikaye +18 yaşa uygundur.
"Ya bana vur," diye fısıldadı, nefesi dudaklarıma çarparken. Sesi genzinden, boğuk ve karanlık bir hırıltı gibi çıkıyordu. "Ya da o elini açıp bana sarıl. Ama kararını hemen ver, çünkü çok iyi durumda değilim."
Kaskları karnıma yaslandı. Ve neden iyi durumda olmadığını hissettiğim baskıyla anladım. Allahım, her dakika buna nasıl hazır olabiliyorsun! Cevap vermeme fırsat bile tanımadı. Zaten vermeyecektim.
Dudakları dudaklarıma kapandığında, içimde tuttuğum o son direniş kırıntısı da tuzla buz oldu. Bu nazik bir öpücük değildi; yılların açlığıyla, kaybetme korkusuyla ve o hastalıklı sahiplenmeyle mühürlenmiş vahşi bir baskındı. Alt dudağımı ağzının içine bir nefes çekiştirdi.
Yüzünü yüzüme öyle bir indirdi ki, nefes alacak milimlik bir alanım bile kalmadı. Dudaklarımı dişlerinin arasına alıp hafifçe ezerken, içimden istemsizce kopan boğuk, titrek iniltiyi kendi ağzının içine hapsetti.
Bu sesi bekliyormuş gibi dili dudaklarımı zorlanmadan aralayıp ağzımın içine sızdı. Kendi zehrini, kendi yakıcı ateşini içime akıtıyordu. Öfkem şehvete, direncim delice bir teslimiyete karıştı. Yanımda sımsıkı kapattığım yumruğum kendiliğinden açıldı; parmaklarım hızla onun simsiyah gömleğinin yakalarına, oradan da ensesindeki gür saçlara tutundu. Karşı koymak yerine onu kendime, daha da içime çektim.
Sıcak, nemli dili dudaklarımın arasından süzülüp içeri girdiğinde, zihnimdeki bütün o kaotik düşünceler, babam, Ilgaz, geçmişim, bana oynadığı oyunlar... Hepsi bir anda sustu. Geriye sadece o kaldı. O koyu kiraz rengi dudakların baş döndürücü tadı, nefesine karışmış o sert, erkeksi kokusu ve bedenimi alev alev yakan sıcaklığı...
Mavi gözlerim yeşil gözlerine kenetlendiğinde orada az olsa bir pişmanlık kırıntısı görmeyi umdum ama hiçbir şey yoktu. Hiçbir du