Enessozbey
- Reads 5,964
- Votes 981
- Parts 10
Küçük yaşta kaçırılıp bir ahıra hapsedilmiş Loseş'in hayat öyküsü.
Konuşmayı bile öğrenemediği ve hayvanlarla büyüdüğü bir hayat...
Onun in dünya sadece ahırdı.
Bir çatışma sonucu ahır ateşe verilir ve Loseş ilk defa ahırdan o gün çıkar. Doğanın ihtişamı karşısında büyülenmemek elde mi? İlk defa gördüğü bu manzaraya aşık olması elzem değil mi? Peki ya onu kurtaranlar?
Ölmüş müydü o yangında?
Ölmediyse konuşan insanlar olur muydu onun dünyasında? Yoktu! Onun bildiği insanlar sadece dayak ve beraberinde kahkaha atarlardı. Doğa, konuşan insanlar, kuşlar, ve güneş, ölmüş olmalıydı. Güneş büyüleyici ışığıyla tüm karanlığını aydınlatmıştı Loseş'in...
Ahırdan onu kurtaranlarla beraber bir müddet ilerledikten sonra güneşin batması. Bizler için normal ama ilk defa gören birisi için sizce ne anlam ifade ediyordur?
Kafa karışıklığı tüm bedenini esir almışken ve güneş onu dağların arkasına çağırmışken kaçmaması mümkün mü?
Peki ya kaçtıktan sonra?
Ahırdan çıkıp gerçek dünya ile buluşmasından tam iki yıl sonra yeniden kaçırılması ve hafızasını kaybetmesi.
İtik bir hafıza, delirmeye müsait bir beyin,
Gözünün önüne gelen kurtların 'şu an' ile dejavu olması...
Geçmişi mi onu bulacaktı yoksa o mu geçmişini?