en en sevdiklerim misiniz?🌊
7 stories
Kefensizler Mahzeni by -madamyazar
-madamyazar
  • WpView
    Reads 9,719
  • WpVote
    Votes 1,069
  • WpPart
    Parts 13
Wattpad Romance TR okuma listesinde. •kısa hikâye | tamamlandı. 17.17. Burası onun evi. Burası gece saçlı bir kadının, kıyamet ortasında uyuyakaldığı ağaç gövdesi. Ve burası... onun ruhundaki kemik heybesi, en gizli mabedi. Kefensizler Mahzeni. Onu uyandırmayın. Hayır. Onu uyandırın. O uyuyakalmadı. Uyuyan Güzel, iğneyi parmağına kendi isteğiyle batırdı. "Aynalar bayım, aynalar..." diye konuştu tınısına nahiflik mimlenmiş sesiyle. "Ölümü yansımalarımıza giydirip boğazımıza doladılar." • aralık 2020 | madamyazar •kapak | elysainfields•
Hüzün Yağmuru Senfonisi by -madamyazar
-madamyazar
  • WpView
    Reads 74,652
  • WpVote
    Votes 9,507
  • WpPart
    Parts 37
"99 tane sarı balon uçuracağız gökyüzüne iyileştiğin gün." Küçük kız, gözüne gelen gün ışığını minik elleriyle engellemeye çalışırken başını çevirip yanında duran masum yüze baktı. "Neden 99 tane?" diye sordu anlam veremeyerek. Çocuk, küçük parmaklarının hepsini açıp on sayısını gösterdikten sonra gülümsedi. "Çünkü en mükemmel sayı 10 olarak kabul edilir ve ben mükemmel şeylerden hoşlanmam." deyip serçe parmağını avucuna kapatarak dokuz yaptı. "O zaman, neden 9 tane değil de 99 tane?" "Çünkü 9 tanesi sevincimizi anlatmaya yetmez." Birbirlerine bakıp tebessüm ettiler. Küçük kızın karşısında duran bu kişi, minik bir çocuğun yüreğinden çok daha fazlasını taşıyordu. Sakince serçe parmağını büküp çocuğa doğru uzattı. "Söz mü?" Küçük çocuk da onun yaptığı gibi serçe parmağını büküp kızın parmağıyla buluşturdu parmağını. "Söz, hem de güneş sözü." • mayıs 2020 | madamyazar •kapak | sevgisizcesevdi•
Yaşarken Ölmek Gerekir by kayipbirsahis
kayipbirsahis
  • WpView
    Reads 256,803
  • WpVote
    Votes 15,349
  • WpPart
    Parts 58
"Beni kendi inşa ettiğim o korkunç okullardan alıyor, uyuz Sokrates gibi sorular sorup konuşturuyor, sistemimdeki tüm karanlığı kendi kendime anlamamı sağlıyorsun." Gülümseyerek yanağını hafifçe okşarken gözlerim yanıyordu. "O itaatkâr karanlığın yanında senin ışıklarının kâfirlik olduğunu söylediğimde bana enfes resimler gösteriyor, aklımı alıyor; bir sahneye çıkartıyor ve kalbimi veriyorsun." Normalde kabul etmeyeceğim kadar yoğun duygular çenemin hafifçe titremesine sebep olurken onun dudakları hafifçe aralanmış, gözleri tamamen bana teslim olmuş bir vaziyette yüzümü izliyordu. "Omuzlarımda olduğunu bile unuttuğum o korkunç yükü çekip alıyorsun..." İç çekerek saçlarını bir kez daha okşadım. "Ama sistemim o karanlığa o kadar alışık ki yalnızca ışık değil, savaşma arzusu da getiriyorsun. Karşıtlıklar... Ortaya çıkarıyorsun. İçimde cadıları yakıyorlar, fikirleri suçluyorlar, çiçekleri izinsiz açtılar diye susuz bırakıyorlar... Yine de başımı döndürüyorsun, beni aydınlatıyorsun, elimden tutuyorsun ve aslında benim bahara ihtiyacım olmadığını, tek başıma baharı getirebileceğimi söylüyorsun. Sen geldiğinde gülümsemek istiyorum." Kısa bir an göz göze kaldık, yutkundum. "Anlıyorsun değil mi?" derken bir sarhoştan ziyade çaresiz bir divane gibiydim. Cevap olarak hafifçe yutkundu, elleri belime yerleşti. Sanki bu bir fitilmiş gibi ona doğru daha da yaklaştım, burnum yanağında bir çizgi çizerek sürtünürken derin bir iç çektim. Nefesi durdu. Sonra ellerimi yüzünden çekerek birini omzuna, öbürünü göğsüne yerleştirdim ve gözlerim yüzündeki en sevdiğim noktaya indi. Ne olduğunu bile anlayamadı, dudaklarım sus çizgisine yaslandı. "Benim rönesansım." Mart 2020 GENÇ YETİŞKİN
Ölüm Kelebeğinin Son Dansı by rruhumunizleri
rruhumunizleri
  • WpView
    Reads 3,114
  • WpVote
    Votes 308
  • WpPart
    Parts 9
Bitap düşmüş ruhun canhıraş vaveylası, ölümün kol gezdiği bedende can bulurken genç kız dudaklarını aralayarak derin bir soluğu içeriye yollamıştı. Yavaşça yutkundu ve başını hafifçe yukarıya kaldırdı. Mavi hareleri hemen eşini bulurken ona bakan koyu yeşil gözlere karşı burukça gülümseyerek karşılık verdi. "Hani demiştin ya bana," dedi genç kız, sevgilisini gördüğü ilk anı düşlerken. Yüzeyi çatlayan dudaklarını diliyle ıslattı ve sözlerini devam ettirdi. "Gerçekten yaşa demiştin. Vaktin varken, elinde bir fırsat daha varken, gerçekten yaşa demiştin." Sevgilisinin omzuna yaslı olan başını kaldırdı ve ruhsuz bakan gözlerini ona çevirdi. "Yaşadım, değil mi?" diye sordu, bir fısıltı misâli dudaklarının arasından çıkan kelimeler onunda kalbinde derin bir yara açmıştı. "Yaşayamadığım tüm anlara inat, şu son birkaç ayda gerçekten yaşadım değil mi?" Genç adam dolan gözlerine rağmen gülümseyerek bir elini kaldırdı ve o çok sevdiği yüze yasladı. Nazik hareketlerle sevdiği kızın yanağını şefkatle okşarken acıyla gülümsedi. Tüm yaşanmışlıklar zihninde tekrar ve tekrar sahnelenirken sol gözünden bir damla yaş usulca özgürlüğüne kavuştu. Geçmişin yırtıcı pençesi iki genç insanın anılarına saplandığında genç adam yavaşça yutkundu ve başını salladı. "Evet," dedi, her santimine kadar ezberleyip zihnine kazıdığı yüzde gözlerini gezdirirken. "Hem de bu burada son bulmayacak, yaşamaya devam edeceksin. Daha birlikte yeni ve güzel anılara kucak açacağız. Yeter ki sen pes etme." İkiside içten içe gerçeği bilsede, bunu reddetmek daha kolaylarına gidiyordu. Diğer türlüsü daha can yakıcıydı çünkü. "Bunu başarabilirsin," dedi genç adam, sevdiği kızın alnına dudaklarını bastırıp küçük bir buse kondururken. "Başarabiliriz." ↬ Bu isime sahip ilk hikâyedir.
SOKAK NÖBETÇİLERİ by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 58,885,451
  • WpVote
    Votes 2,263,671
  • WpPart
    Parts 63
16 Mayıs 2021 güncellemesi: Bölüm yorumlarında fazlasıyla spoiler olabilir, eğer hoşlanmıyor ve keyif alarak okumak istiyorsanız yorumlara bakmayın. Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."