melekgysll
- Reads 147,771
- Votes 6,004
- Parts 52
Bir havlama sesi doldurdu kulaklarımı; öyle sıradan bir havlama değildi bu, içi acıyla dolu, delirmiş gibi yükselen bir sesti. Cesur kendini kaybetmişti. Sanki sadece havlamıyor, içindeki korkuyu, öfkeyi ve kaybı dışarı kusuyordu. O sesi duyduğum anda içimde bir şey yerinden oynadı. Adımlarım beni nereye gittiğimi bile düşünmeden deliğe doğru sürüklerken, başımı kaldırdığımda Eymen'in yüzünü gördüm.
Çıldırmış gibiydi.
Gözleri kan çanağına dönmüş, çenesi kilitlenmişti. Herkes onu büyük bir kuvvetle tutmaya çalışıyordu ama o an sanki karşısında kim olursa olsun parçalayacakmış gibiydi. Kolları gerilmiş, bedeni öne doğru atılmak için fırsat kolluyordu. Titrek bir nefes verdim. Simay'la Elif'in de bir farkı yoktu. Simay delirmiş gibi başını iki yana sallıyor oradan çıkacakmışım gibi beni bekliyordu.
Dudaklarımın arasından zar zor çıkan, fısıltıdan bile zayıf bir sesle ismini söyledim. Öyle hafifti ki, duymaması gerekiyordu. Ama mucize gibi bir şey oldu. O ses ona ulaştı. Sanki içgüdüsel olarak, sanki beni hissetmiş gibi bir anda bana döndü.
"Eymen..."
Hareketleri bir anda durdu. Tutulmuş gibiydi. Sonra gözleri beni buldu. O an yüzündeki ifade... Hayatım boyunca unutamayacağım bir şeydi. Şaşkınlık, korku, umut ve acı aynı anda yüzünden geçti. Ben ise neredeyse bayılacakmış gibi, adımlarımı zorla yere bastığımı hissederek onlara doğru yürüyordum. Dünya yavaşlamıştı sanki. Her adımım ağır, her nefesim yarımdı.
Bir anda kendini diğerlerinin arasından kurtardı. Kimse onu durduramadı. Bana doğru koşmaya başladığında kalbim yerinden çıkacak sandım. Diğerleri de beni fark ettiğinde oldukları yerde donup kaldılar. Simay'la Elif'de ağlayarak bana doğru koşmaya başladılar. Ama Eylül... O an dayanamadı. Gözyaşlarına boğuldu. Çünkü tek başımaydım. Yanımda kimse yoktu.
"İdil!"
🧟♀️