pollyannahayalederse
- Reads 7,269
- Votes 41
- Parts 10
Unutmak insanlara atfedilmiş bir lütuftu.
Gerçeklerden kaçmanın en kolay yoluydu.
Geceyi insanların hıçkırıkları inletirdi unutmak için tanrıya yalvarırken. Neyi, kimi olduğu fark etmeksizin yaşananları geri almak için.
Hatırlamanın acısına katlanmaktansa unutmanın verdiği boşlukta yok olmayı dilerdi.
Unutmak aslında bir lanetti.
Kendini kurtlar sofrasına atıp merhamet dilemekti. Kurt kuzu olmayı bilmezdi, avı bilirdi.
Kendini şeytanın ellerine bırakıp iyiliği öğretmesini beklemekti. Ama şeytan kötülüğü bilirdi. Cennetin kapılarını açardın yol göstermesi için. Şeytan ise cennete hükmederdi kovulmasının intikamı uğruna.
Çekmediğin acı ruhunda hüküm sürdükçe beden bağı da asla kopmazdı.
Çünkü ruh acıyla olgunlaşırdı. İçimizdeki çocuk acıyla büyürdü.
Halbuki meleklerin koruduğu varlıklar nereden bilsin acıyı. Dayanamaz, ölürlerdi.
Acı öldürürdü içimizdeki çocuğu. Biz büyüdü derdik bir çocuğun ölümüne susarak. Katilimizi benimserken mağdurun üstüne toprak atardık, tozu halının altına süpürür gibi. Yok olmamak uğruna bir masumu katlederdik.
Kimse görmezdi, kimse duymazdı.
Acıdan doğardık hepimiz.
Bizi öldüren acı, aslında bizim var olmamızı sağlayandı. Doğmasaydık ölmezdik oysaki.