Lisedeki ilk yılımdan sonra her zamanki Bodrum tatilinin düşüncesi, benim için fazlasıyla sıradandı. Ama sıradan olmayan bir şey vardı ki o da yan evdeki çocuktu. (Tüm hakları yastığımın altında saklıdır)
Aslında son baştan beri belliydi. İyi arkadaşlığın ölümle biten sonu ama olay nasıl başladı. İki en iyi arkadadaşın kendi ağızlarından düşüncelerini paylaşması.. Eğlenceli olaylar ama hazin bir son.. Merak ettiyseniz okuyun.. (Tüm Telif Hakları Dinozorun Ağzında saklıdır.)
"Kapımın önünden başka bayılacak yer bulamadın mı?"
"Sen ne kadar kaba bir adamsın ya? Sanki ben seçtim bayılacağım yeri! Hatta inanır mısın? Kapının önünden geçerken dedim ki burası bayılmak için çok uygun bir yer. Burada bayılırsam dağdan inen bir takım elbiseli ayı gelir ve beni kurtarır! O ayı da sen oldun!"
"Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Bana ayı mı dedin sen?"
"Ben sana takım elbiseli ayı dedim. Sadece niye bir kısmını alındın ki?"
*
"Bu yazı da ne?"
"Dikkat! Mafya var!"
"Hadi ya! İyi ki okudun! Benim okuma yazmam yoktu zaten"
"Sen kültürsüz bir mafya mısın? Hiç yakıştıramadım! Çok ayıp! İstersen öğretebilirim!"
"Hay Allah'ım sen bana sabır ver! Sülük gibi yapıştın bir de gitmiyorsun ya! Ben sana ne yazıyor demedim! Niye arabamın camındaydı bu?"
"Hani bebek olan arabalara yazıyorlar ya 'dikkat! Bebek var!' ben de düşündüm ve dedim ki mafya olan arabaya 'dikkat! Mafya var' yazmak gerekir? Kötü mü düşünmüşüm?"