beryssw
Pamir yere oturmuş ve bir çiçeğe su veriyordu. Çiçeğe baktığımda onun gelin çiçeğime ne kadar benzediğini fark ettim. "Ne çiçeği bu?" dediğimde Pamir'in gözleri çiçekten bana döndü.
"Halk arasında Yabani yasemin derler." Yüzünde bir tebessüm oluştu. "Yabani yasemin, ait olduğu yeri seçmeyen çiçeklerdendir. Ona ayrılmış bir bahçe, korunmuş bir duvar, başında bekleyen bir bahçıvan gerekmez. Nerede filizlenmesi gerektiğini kendi bilir. Bu yüzden güzelliğinde biraz başıboşluk, kokusunda biraz meydan okuma vardır." dedi. Bu çiçeği oldukça seviyor gibiydi.
"Kolay yetiştiği için değil, kolay vazgeçmediği için yabanidir Yabani Yasemin. Öyle kırılgan göründüğüne bakma. Koparıldığında bile kokusunu bir süre daha saklamayı bilir. Sanki doğası, kendisine yapılanı unutmakla değil, ona rağmen var olmaya devam etmekle ilgili." Sağ eliyle beyaz çiçeğin yapraklarını okşadı.
"Beyaz, fakat masumiyetin beyazı değil bu. Daha çok, içinden bütün karanlıkları geçirip yine de kirlenmemeyi başarmış birinin beyazı. Sessizdir ama güçsüz değildir. Gösterişsizdir ama unutulacak gibi de değildir. Yabani yasemin, sevilmek için yetişmez. Sadece yaşar. Ve belki de onu güzel yapan asıl şey budur: Kimsenin onu bulmasını beklemeden, kimsenin ona bir isim vermesine ihtiyaç duymadan, kendi halinde çiçek açması."
Kısa bir an duraksadı. "Bazı çiçekler bir bahçeye ait olur. Yabani yasemin ise kendisine aittir." Bana döndü. "Benzeyen tek şey isimleriniz değil sanki?" dedi dudağında küçük bir tebessümle.