okuyorum iste☃️🎄
4 stories
KIRLANGIÇ ÇIĞLIĞI by endaze46
endaze46
  • WpView
    Reads 3,471
  • WpVote
    Votes 67
  • WpPart
    Parts 1
Ahmet Ümit
Başrol by AkgunSila
AkgunSila
  • WpView
    Reads 697,797
  • WpVote
    Votes 39,813
  • WpPart
    Parts 57
Herkesin hayatının bir dönüm noktası vardır. Bu, annenin ölümü olabilir. Bu, yeni bir okul, yeni bir ev olabilir. Bu, çok sevdiği birisini kaybetmek olabilir. Peki bu, otobüste vurulup bu sayede tanıştığın insanlar olabilir mi? ****** "O gün hayatımın değişeceğini bilmeden o otobüse bindim, o yolculuğa çıktım, o mola yerinde onlarla göz göze geldim. Korktum, ağladım, üzüldüm. Tüm bunları tekrar yaşayacağımı bilsem bile onlarla tanışmak için yine o otobüse binerim, yine korkarım, yine ağlarım, yine gülerim. Sırf onlardan ayrılmamak için canımı veririm, daha nasıl anlatayım?"
Satranç by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 62,384
  • WpVote
    Votes 2,019
  • WpPart
    Parts 7
Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.
SOKAK NÖBETÇİLERİ by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 58,784,783
  • WpVote
    Votes 2,261,415
  • WpPart
    Parts 63
16 Mayıs 2021 güncellemesi: Bölüm yorumlarında fazlasıyla spoiler olabilir, eğer hoşlanmıyor ve keyif alarak okumak istiyorsanız yorumlara bakmayın. Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."