Belki bir gün
6 stories
KARANLIĞIN ŞEHRİ by sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Reads 25,429,874
  • WpVote
    Votes 1,490,952
  • WpPart
    Parts 80
Doğum gününden sonra, kardeşiyle eğlenmek için konsere giden bir genç kız... Fırtına yüzünden iptal olan konserden eve dönmeye çalışırken, kendini bir anda hiç bilmediği bir yerde bulursa... Ve bu bilmediği yerden, evine dönecek hiçbir yolu olmasa... Kendisini yabancı hissettiği bu şehirde, tüm bunlar yetmezmiş gibi, aklını karıştıran ve tüm yolları kendisine çıkaran gizemli bir genç adamla karşılaşırsa... Neler olur?
KÜÇÜK YALANCI (DOKUZ YAYINLARI İLE RAFLARDA) by msmarvi
msmarvi
  • WpView
    Reads 15,188,613
  • WpVote
    Votes 172,042
  • WpPart
    Parts 39
Koca sema, diz çöktü gözlerine. Ay bembeyaz parlak tenin yanında soluk kaldı, yıldızlar gökyüzü kadar karanlık olan saçlara meydan okudu. Bulutlar ağladı, yağmur selam verdi kanlı ellere. Kalplere sis çöktü, güller boyun büktü üzerinden çıkmayan kan kokusuna. Ve dinledi toprak sözlerini. "Saçların kadar uzun ve güzel olsun ömrün Küçük Yalancı." Dedi adam, ama kesti kadının saçlarını kendi elleriyle, kıydı sevdiğinin ömrüne. "Hiçbir yere gitmeyeceğim sevgilim..." Dedi kadın, ama tutmadı sözünü, kıydı sevdiğinin aşkına. Sevdiği kadınları bir bir kaybeden acımasız katil, Akın Korel. Sevgiden yoksun kurak bir kalp ve o kalpte açan beyaz bir papatya. Kendi döktüğü göz yaşlarıyla büyüdü, getirdi baharı. Kimse fark etmedi onu. Güllere ulaşılmak isteyenlerce ezildi, yine döktü göz yaşlarını. Adam fark etti solan papatyayı, aldı ellerine. Ama öldü beyaz papatya. Muhteşem bir koku sardı etrafı. Ölü bir çiçek hiç böyle güzel kokar mıydı? Yaşadığını sandı, sevindi adam. Ama bilmiyordu papatyaların ölünce koktuğunu. Öğrendiğinde ise artık çok geçti...
Kırmızı Haziran by iremmipelin
iremmipelin
  • WpView
    Reads 1,542,474
  • WpVote
    Votes 117,806
  • WpPart
    Parts 77
Pars, Atlas'ın önce ilk aşkı, sonra oyun arkadaşı oldu. Oynadıkları oyunun ipleri ayaklarına dolandı. Biri kaldı diğeri kaçtı. Çok zaman sonra kapı yeniden çaldı, postacı kapıya bir kaset bıraktı. Kasette Atlas'ın abisinin, Aras'ın katilinin sesi vardı. Atlas duyduğu sesin, Pars'ın peşine düştü. 🩸 "Pars..." dedim. "Seni öldüreceğim." "Lütfen..." dedi, gözlerini gözlerimden çekmeden. "Atlas, lütfen öldür beni."
+12 more
İS KOKAN ZEYTİN AĞACI by sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Reads 2,579,819
  • WpVote
    Votes 227,316
  • WpPart
    Parts 59
"Benim topraklarımda ölmek için özel bir nedene gerek yok." Mihra Elnurova, Türkiye'nin güneyinde yer alan, ufak bir Türkmen ülkesi olan Karahan'da yaşamaktadır. Sıcacık bir ailede büyüyen Mihra, hayatın sert ve acımasız yüzüyle henüz tanışmamıştır. Ta ki ülkesinde baş gösteren iç savaşa kadar. Ülkenin çeşitli bölgelerinden ayaklanma, silahlanma haberleri gelirken hiçbir sorun olmadığına inanarak yaşayan genç kız, bir sabah bulundukları kasabaya ülkesini ve kendi topraklarını korumak için Türkiye'den askerlerin gönderildiğini öğrenir. Bu askerlerin arasında hayatının aşkının da olacağından bihaberdir. Yağmurlu bir günde şarkı söyleyip kendi kendine eğlenirken çitlerin arkasından kendini izleyen Türk askeri Yusuf Agâh Demiral'ı görünce Mihra'nın kalbi o zamana dek hiç atmadığı kadar kuvvetli atmaya başlar.
SOĞUK by serife_01
serife_01
  • WpView
    Reads 294,779
  • WpVote
    Votes 11,567
  • WpPart
    Parts 52
Kim olduğumu bilmiyorum, kim olduğunu bilmiyorum. Nerdeyiz, ne yapıyoruz bilmiyorum. Artık bunun ne kadar oyun ne kadar gerçek olduğunu bilmiyorum. "Bu oyunu oynayacağız ikimizde kârlı çıkacağız" demişti. Sahte bir nişan gerçek aşka dönüşebilir mi? Eh bizim hikayemiz de burada başlıyordu. "Derler ki her bir kar tanesi yeryüzüne bir meleğin kanatlarında iner. Senin de kaderinde bir meleğin kanatlarında yeryüzüne inip benim avuçlarımda erimek varmış." BAŞLANGIÇ: 13-05-2015
SİYAH MÜREKKEP by idontwannasaye
idontwannasaye
  • WpView
    Reads 194,255
  • WpVote
    Votes 38,009
  • WpPart
    Parts 44
Bir kış günü başladı hikayeleri. Hava kasvetliydi. Bir not vardı ortada cama acı nefesinin buğusuyla kazınmış. Bir de gözyaşları onu süsleyen. Hem gülerken hem ağlamak. Koşarken yorulmakta vardı. Yolun sonu uçurumdu, evet. Karmen o uçuruma koştu. Uçurum gül bahçesiydi. Düşünce binlerce dikenin batacağını bile bile koştu. Adal kendini dipsiz bir kuyuya bıraktı. Binlerce ses "Gitme." diye yalvarırken bir tanesine uzattı elini. Dikenler acımasızca saplanıp kanatırken onları, gözyaşları dökülürken sonlarının iyi olmayacağını biliyordu, Karmen. Koştu, nefesi tükendi. Ağladı, gözyaşlarıyla meydan okudu "Erkekler ağlamaz." sözüne. Kalbi, hızını arttırdığın da duracak sandı. Ve işte bu onların hikayesi... "Bir kız var. Ölüm gibi..."