Mahalle
Истории 89
MEVA на mavinintonuu7
mavinintonuu7
  • WpView
    Прочтений 2,766,932
  • WpVote
    Голосов 151,249
  • WpPart
    Частей 72
"Benim..." dedim gözlerim anlık dudaklarına kayarken. Etli dudaklarının üzerindeki su taneciklerini diliyle temizlediğinde gözlerim gözleriyle buluştu. "...korumam ol, Kara Yağız."
AHZAR на izgocean
izgocean
  • WpView
    Прочтений 3,516,394
  • WpVote
    Голосов 176,836
  • WpPart
    Частей 42
Zorluklarla ayakta kaldığı hayatında bir de bursla kazandığı üniversitesini ilerletmeye çalışan Yağmur, hayatının en büyük pişmanlığını yaptı... Birine aşık oldu. O adam ondan sadece kalbini almadı... ama geride yalnızca pişmanlıklar kaldı. Peki yıllar sonra, bir anda karşılaştıklarında; her şey hâlâ aynı mıydı? *
ÜZÜM BUĞUSU на bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Прочтений 3,848,375
  • WpVote
    Голосов 220,091
  • WpPart
    Частей 41
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
AZE на kelebekleroldu1
kelebekleroldu1
  • WpView
    Прочтений 723,742
  • WpVote
    Голосов 42,729
  • WpPart
    Частей 40
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
AĞAÇ KABUĞU - MAHALLE HİKAYESİ  на esra_nurer
esra_nurer
  • WpView
    Прочтений 57,590
  • WpVote
    Голосов 4,111
  • WpPart
    Частей 16
"Kız Hayat Annenler gelecek mi yarın ki düğüne?" Ay yoksa... Alp evleniyor da benim mi haberim yoktu? "Kimin düğünü abla?" diye sordum, tereddütlü çıkan sesime içimden küfür ederek. Eşarbının alnını düzeltip güldü babaannemin eski kiracısı olduğunu hatırladığım maviş gözlü teyzem. "Kız kimin olacak, Alp'lerin işte." Ay durun! "Kız Fatoş! Yan-" diye konuştuğumda cümlesini kesen Fatoş ablanın yanındaki kadın oldu. "Kız bu Cihangir değil mi?" Kimi diyordu bunlar? Başımı çevirirken düştüğüm için ağrıyan boynumla dudaklarımdan 'ah' nidası çıksa da kim olduğuna bakmadan da bilirdim de geri kalamazdım işte. Abimin biricik arkadaşı Cihangir'i diyorlardı. "O, o. Baksana nasıl boylu poslu gız!" Kucağında torununu gezdiren bakkalın karısı Nuran abla sözlerini sürdürdü. "Öyle öyle. Pek bi' çalışkan maşallah. İdeal koca adayı işte!" Adamın uzun boyundan olsa gerek sesinden, nefesinden önce, hakkında çıkan laflar önden geliyordu. Erkek olmasına rağmen çizilmiş gibi bir yüze sahipti. Hani derler ya Allah özene bözene yaratmış diye. Vallahi öyleydi. Kalem gibi çizilmiş biçimli olan kavisli kaşları, birbirine tam ölçülü ne kalın ne ince dudaklarıyla dergilerden çıkmış gibi havası vardı. ... Ağaç kabuğu ailesine hoş geldin değerli okuyucu umarım keyifle okursun🏵️
GÖNÜL DAVASI на merhal26
merhal26
  • WpView
    Прочтений 124,331
  • WpVote
    Голосов 7,169
  • WpPart
    Частей 32
Eski dönemde Anadolu'da geçen merhametin sevginin gücünü gösteren bir aşk hikayesidir. Güzelliği diyara nam salmış köylü kızı Gazel, o güzelliğe evvelden beri sevdalı olan yiğit bir delikanlı Cemal. Birbirlerine sevdalı iki yürek. Gazel ve Cemal birbirlerine duydukları derin aşkla kavuşacakları günün hayaliyle yaşarlar engeller çıksa da vazgeçmezler. Gazel sevdası Cemal'le vuslata ermeyi beklerken hayat hiç ummadığı yerden vurur onu amca oğlu Süleyman'a gelin ederek. Hayatını yedi yaşında ki oğluna adayan Süleyman amca kızını kurtarmak için çareyi nikahına almakta bulur. İki sevdalı yürek, üç farklı hayat ve küçük bir çocuğun dokunuşuyla değişen hisler bu davada hangisi galip gelir?
Tisya +18 на 1realist
1realist
  • WpView
    Прочтений 3,253,444
  • WpVote
    Голосов 124,776
  • WpPart
    Частей 38
"Bak gelirken senden bahsettiklerini duydum. Peçe takma sebebinden bahsediyorlardı. Kimsenin seninle evlenmek istemediğini söylediler. Babanın öfkesine de kendi gözlerimle şahit oldum zaten. O yüzden sana bir önerim var." adam tüm patavatsızlığıyla konuşurken daha fazla dayanamayarak hışımla elimdeki bardağı bıraktım ve öfkeyle konuşmak için ağzımı açtım ancak adam beni durdurdu. Onun elini havaya kaldırmasıyla bende hızla sustuğumda adam yakınlığımızı fark ederek bir adım geriledi. "Benim lösemi hastası bir kızım var ve onun bir iliğe ihtiyacı var. İlik içinde bir kardeşe. Sen eğer benimle evlenip kızıma bir kardeş verirsen bende seni bu hayattan kurtarırım. Hem herkesin ağzı kapanır hem de babandan kurtulursun. Hemen cevap verme düşün olur mu?" adam fütursuzca konuşup sinirlerimi iyice gererken daha fazla katlanamayarak hızla adama bir tokat attım ve bir saniye bile düşünmeden bu iğrenç teklifini reddederek mutfaktan çıktım. Mutfaktan çıkmadan hemen önce adam son bir kez daha bana hitaben konuştu. "Yarın. Yarına kadar düşün. Yarın bu eve son kez geleceğim."
YAMALI SEVDA  на Betulokssuz
Betulokssuz
  • WpView
    Прочтений 400,573
  • WpVote
    Голосов 19,071
  • WpPart
    Частей 40
Ben boşanmış öğretmen bir babanın kızıyım. Yıllar önce, ben henüz on yaşındayken tayin edildiği Karadeniz bölgesinde aşık olup evlendi. Beni de beraberinde getirdi elbette, çünkü benim annem sorumsuz bir kadın, beni onun eline bırakmadı. Saf Karadeniz'li kadının bir kızı vardı, kendisi ablam olur Zeynep. Babam ve eşi yıllardır birbirini bulmanın huzurundan mıdır bilmem, sakin ama mutlu bir hayat yaşıyorlar. Ben lisede çıktım buradan. Ankara'da liseyi hemşirelik olarak okudum. Üniversiteyi kazanamadım, bende boş durmayayım, babamın yanına geleyim dedim, geldim. On sekiz, on dokuz, yirmi ve yirmi bir yaşlarımda buralardaydım. Sağlık ocağında yardımcı hemşirelik yaptım. O sıralarda babamın eşi Hanife annenin, ahiretliğinin asker oğluyla nişanım takıldı. Tam düğün arefesinde nişanlım olan Halil Yaman, eski sevgilisi, çok sevdiği kız ona kaçınca beni terk etti. Benim adım Tuğba, ben bu şehirden dargın gittim. Yağmurlu bir günde, onların çaylığında birlikte olmuştuk. O sarhoştu, ben aşk dolu. İkimizde nasılsa evleniyoruz dedik ve olanlar oldu. Sonra dünyam başıma yıkıldı, öyle böyle değil ama. Çok şey götürdü benden Halil Yaman ama özümü unutmayayım, çizgimden çıkmayayım diye bana kızımı bıraktı. Tuğçe sıkı sıkı tutunduğum, kendimi adadığım oldu. Ben onunla hayatta kaldım. Yoksa hissettiğim şeyle ölürdüm. Öyle buruk, öyle yamalı bir sevda.
Kanlı Nigar на nynawea
nynawea
  • WpView
    Прочтений 1,981,188
  • WpVote
    Голосов 96,308
  • WpPart
    Частей 24
"Adam tam istediğimiz gibi valla amcam! Suratsııııız aksiii nemruuut... Ayı Kazım diyorlar ardından. Sen düşün gerisini." "Oh oh, çok iyi. Başka başka?" "Çam yarması gibi de bir herif, bastımı yerler titriyor haa! Karşısında durmak için önce bir şehadet getireceksin yani." "Pek bir gözüm tuttu sen böyle anlatınca, kabul eder mi ki? Yok derse?" "Karısı doğumda ölmüş, ikiz oğulları var. Konakla, çocuklarla ilgilenecek birini arıyormuş evlenmek için. Lakin gönüllü yok anlaşılan." "Onca paraya pula rağmen istemiyorlar mı?" "Para pulda bir yere kadar sonuçta. Gerçi ben anlamıyorum, tamam iri yarı huysuz ve sert ama aynı zamanda adam gibi adamdır." Yan gözle bir köşede burnundan soluyarak oturan kadına bakıp imayla "Zamane kızları adam değil artist peşinde bilmez misin?" Kıs kıs güldü yaşlı adam, "Bilirim bilirim." "Nasıl kızım beğendin mi damadı? Senin beğendiğini denediydik, şimdi söz verdiğin gibi benim beğendiğime bakacağız." Hışımla yerinden kalkarak odadan kapıyı çarpıp çıkan kızın ardından yüzündeki alaycı ifade değişip yorgun ve düşünceli bir hale büründü. "Hayırlı olur mu dersin Metin oğlum?" "Valla amca hayırlı mı değil mi onu Allah bilir ben bilmem, ama dinsizin hakkından imansız gelir derler onu bilirim." *** +18 Hikayedir ***
Adı Menekşe на DenizKuzguun
DenizKuzguun
  • WpView
    Прочтений 182,505
  • WpVote
    Голосов 10,783
  • WpPart
    Частей 38
Gözlerim onunla kavuştuğu anda tek bir cümle dökülmüştü ellerimin arasındaki idam tahtasından. "Bana bunu yapmaya hakkın yoktu." Dudakları hafifçe aralandığında gözlerine bir ifade çöktü. Fakat ben o ifadenin tercümanını yapmak istemiyordum. İstediğim şey idam tahtasına bağlanan ipi kesmekti. "Ben dilsizim. Orada ölebilirdin. Nalan olmasaydı derdimi kimseye anlatamazdım anlıyor musun? Alerji olduğunu, kaç saat bu halde olduğunu anlatamazdım. Kimse beni anlamıyor. Ağzımdan dökülen tek şey iğrenç iniltilerken beni çaresizce bırakmaya hakkın yoktu. Ağzımdan çıkan o iğrenç seslerden nefret ediyorum! Senin yaptığın şey dilsiz oluşumu en sert şekilde yüzüme vurmaktı. Ve ben yıllarca bu duygudan itinayla kaçarken sen beni tepetaklak içine savurdun! Benim düşmeme neden oldun!" Ellerim hızlıca döktü içimde biriken tüm gerçeklikleri. Ruhumun bedenime verdiği ızdırap gün yüzüne çıktı acımasızca. Gün yüzüne acımasızca çıkan ızdırap tüm duygularıyla sertçe Barbaros'un yüzüne çarptı. Bu detayı yeni fark ediyor gibi bakıyordu bana. Sanki benim dilsiz oluşumun yeni farkına varmış gibiydi. Evrendeki tüm toprakları içine hapsettiğini düşündüğüm gözlerine cansızlık hâkim olurken ben yeniden, hayatımın her aşamasında olduğu gibi, duygularımda bir ikilem yaşadım. Dilsiz olduğumu yeni fark etmiş gibi ifadesi benim için ne anlam ifade etmeliydi? Beni sıradan bir insan olarak mı görüyordu veyahut dilsiz oluşumu sadece bir süreliğine unutmuş ve gün yüzüne çıkan gerçeklik onu hayal kırıklığına mı uğratmıştı? Cevabı neydi? Peki ya benim istediğim neydi?