2 stories
DİP by deepinthedream
deepinthedream
  • WpView
    Reads 2,072
  • WpVote
    Votes 177
  • WpPart
    Parts 6
Herkesin hayatında bir merkez olurdu. Kimileri bu merkeze kendilerini, kimileriyse kendilerinden daha çok sevdiklerini yerleştirirdi. Onun hayatının merkezindeki şey bir nesneydi. Nefes almıyor, konuşmuyor ya da başka bir şey yapmıyordu. Bu merkeze Eylül Yaman, silahları koymuştu. Bünyesine belli belirsiz ayazı alıp etrafta dolaşan kasım ayının beşinci gününde göz kapaklarını dünyaya aralayan o beden, çocukluğundan bu yana merkezini hiç değiştirmemişti. Eylül Yaman. O bir silah uzmanı. Oyuncak bebekleri hiçbir zaman benimsemeyen, kendi yarattığı evreninde hayali bir tabancası olan ve bu hayali tabancayı gerçeğe dönüştürmeye ömrünü adayan bedenin adıydı. Eylül, silahlarla istediği gibi iç içe olabilmek için kendisine uygun bir meslek bulmak ister. Ve seçtiği yol, babası gibi polis okulunda okumaktan geçer. Ancak tek isteği silahlarla vakit geçirebilmek olan Eylül, sandığı kadar sıradan bir polis olmayacak, olamayacaktır. Bunun kanıtı da gittiği polis okulundaki macerasının başlamadan bitmesidir. Ağlarını bir hayata ince ince ören kader, onun karşısına müdürü çıkarır. Ve on üç yaşına verdiği sözü tutma zamanı, Eylül için gelip çatmıştır. Onun görevi, çocukluğundan bu yana sıkça duyduğu "Dip" adı verilen yeraltı şehrinin tüm karanlık gerçeklerini yeryüzü için aydınlatmaktır. Ve bu iş için senelerini alacak bir hazırlık evresi geçirir. Mücadelesi uğruna her şeyi ortaya koyabilecek, bunu yaparken de kendinden taviz vermeyecektir. Eylül, zaaflarını ve zayıflıklarını olabildiğince kendisinden uzak tutarak bir yola çıkar. Ve bu yolun sonunun onu götürdüğü yer Dip'tir. Yerin dibi.
SES by deepinthedream
deepinthedream
  • WpView
    Reads 53,788
  • WpVote
    Votes 1,547
  • WpPart
    Parts 3
DÜZENLENİYOR "Sırlarla dolu bir romanın satırlarında nefes alıyor gibi hissediyorum." İç çekerek söylediğim sözle birlikte Bora, "Belki de öylesindir," dedi. "Peki senin bu romandaki rolün ne, Atalay? Sırların arasına varlığınla bir yenisini eklemek mi, yoksa bu sırları çözmemde yardımcı olmak mı?" Sorduğum soruyu gözlerinin içine bakarak sormuştum. Gözlerini bir başkasının yüzünde kendimi gördüğüm bir aynaya benzetiyordum. "Başkahraman sensin. Sen söyle. Bu hikayedeki rolüm ne? Sana yardım etmek isteyen bir kimse mi, yoksa daha fazlası mı?" Oturduğum koltukta bulunduğum konumu yavaşça değiştirerek ona doğru yaklaştım. Onun bana yaptığını benim de ona yapmak istediğimi fark ettim ve yüzümü yüzünün hemen önüne getirdim. Bakışlarımı gözlerinden çekip dudaklarına kaydırdım ve bir fısıltı eşliğinde söze girdim. "Belki de yalnızca bir figüransındır." Gülümsemesi yüzünde yayılarak şaşkınlıkla beni seyrediyordu. "Figüran, öyle mi ?" Sorusunu kısık sesle onayladığımda başını eğip bana daha da yaklaştı ve gözlerimi kapattım. Dudağımın kenarını öpüp bir müddet beklediğinde tüm hislerimin bir kıvılcımın düştüğü samanlığı andırdığını gördüm. Ardından yüzünü boynuma gömdüğünde oraya yerleşmek ister gibi kıpırdandı. Derin bir nefesi içine çektiğinde nefesini tenimde hissedeceğim şekilde fısıldadı. "Buraya saklanabilir miyim? Beni buranda saklar mısın?" Günün sonunda kazanan olmak için, içimizde her geçen zaman daha da artan hırsı çıplak gözlerle görebilmek için, mücadele etmeyi mücadelenin en çok yakıştığı insanlarla öğrenmek için, aralık bıraktığım kapıdan içeri girebilirsiniz. Bir, iki, üç. Adımlarınızı kesinlikle duyacağım. "SES" #başarmak 1 #yazarolmak 1