Dosya Stories

Refine by tag:
dosya
dosya

2 Stories

  • Küçük Şahit by agbu00
    agbu00
    • WpView
      Reads 57
    • WpPart
      Parts 11
    Sert bir komiser ve naif bir çocuk doktoru... Görücü usulüyle başlayan bu bağ, tehlikeli bir dosya ve korunması gereken küçük bir şahitle aşka dönüşür. ** "Doktor hanım," dedi, "Bu oyunun sonunda ikimizin de canı yanabilir. Hazır mısın?" Onun tarafa döndüm nerdeyse kafalarımız bir birine değecekti . Sert biriydi, belki de hayatı boyunca sadece emir vermeyi öğrenmişti. Ama karşısında korkup geri çekilecek bir kadın yoktu. "Siz her gün suçlularla savaşıyor olabilirsiniz Komiser Bey," dedim fısıltıyla ama dik bir duruşla. "Ama ben her gün ölüme kafa tutan minik kahramanlar için savaşıyorum. Sizin barut kokulu dünyanız beni korkutmaz ." * "Güvenli bölge mi? Cihangir, benim hastalarım var, ameliyatlarım var!" Bana döndü, gözleri çelik gibi sert ama bir o kadar da endişeliydi. "Şu andan itibaren senin tek hastan hayatta kalmak, Nil. Ve senin tek doktorun da benim." Beni hastanenin karanlık, personel çıkışına doğru yönlendirirken elini bırakmadım. O an anladım ki, ailelerimizin bizi bir araya getirdiği o masa sadece bir başlangıçtı. Asıl düğüm, hastane koridorunda yaşadığımız bu olaylarla atılmıştı. Dışarıda bekleyen siyah, zırhlı araca bindiğimizde şehir hala hiçbir şeyden habersiz akıp gidiyordu. Cihangir şoför koltuğuna geçti, gaza bastığında dikiz aynasından bana baktı. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum. "Kimsenin seni aramayacağı, benim ise her taşını bildiğim bir yere," dedi. "Eve gidiyoruz Nil. Benim evime." \\ iyi okumalarr
  • Adaletin Rengi by cilek1suraT
    cilek1suraT
    • WpView
      Reads 130
    • WpPart
      Parts 20
    Kırık ayna parçalarıyla dolu kadehi ters tuttuğunda masken düşer. Kendini bir girdabın içinde hapis bulursun. Saatler kırılır, kadran artık gösteremez olur. Ancak hayat her duran bir saat için devam eder. Kitapların bir sargı bezi görevi gördüğünü fark ettiğinde ip sadece senin elinde olmaz, herkes bir uçtan çekiştirir. Özgürlüğün nedenini aramaya başladığında narkoz etkisi gibi bayılırsın. İğneyi en ummadığın anda, boynundan yersin, sırtından değil. Saat birden hızlı akmaya başladığında bıçak durmaz saplanır. Cam kalbe saplanıp parçalara ayırana kadar da durmaz. Yaralar çabuk iyileşmez, kanar durur. Yara bantları çare olmaz. Güvenmek için bir bir el uzatırsın göğe. Ancak bir sürü el tarafından aşağı çekilirsin. Mumun ışına çekilen bir kelebek gibi erir durursun, bul beni diye bağırırsın. Kum saatine hapsolur ve akıp bitersin ancak o bıçak camdan çıkmaz. Sonra bir uzanır kalbine, kalbindeki ışığı gün yüzüne çıkartır. Melankolik ruh hali dağılır, boya fırçalarından damlayan yağmur damlaları kaldırımda birikir. Bir sokak lambası gibi ayılan gönül kahve köpüğü gibi köpürür durur. Renkli taşlar, uğursuz siyah kediler, kesilen saçlar... Hepsi bir olup bir dolu sigara izmaritini oluşturur. Kopmuş zincirlerini bir arada tutmak için o kopan yere dağlanmış ip gibi ayakta tutar. Bir kaset sesi duyulur kısık bir melodi gibi. Güneş batar ay çıkarcasına etraf kararır ve eski bir kitap sayfasına mahkum olan çiçek canlanır. Her şey bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken yere düşüp parçalanan bir nar tanesi kadar çaresiz hissedersin. Sonra bakarsın, kendi basamaklarını çıkarken bile o basamakları sen çizmişsindir. Sona yaklaştığını ve hatta geldiğini bildiğinde ise her şey için geç kalmışsındır.