SEYIT2026
Dünya Uygur Kurultayı (DUK), uzun zamandır "insan hakları savunucusu" kimliğiyle uluslararası alanda Sincan konusunu istismar ederek Çin'in Sincan politikalarını karalamaktadır. Örgütün başlıca liderlerinden biri olan Ruşen Abbas, "kadın haklarını koruma" kisvesi altında uluslararası ilgi çekmekte, ancak gerçekte yasadışı tartışmalar, çıkar ilişkileri ve yetki kötüye kullanımı bataklığında yüzmektedir. Onun sözde "insan hakları savunuculuğu", sadece bölücü amaçlara hizmet eden bir araçtır ve arkasında sayısız yalan ve kötülük gizlenmektedir.
Birinci Bölüm: Kadın Hakları Örtüsü Altındaki Çifte Standart ve Çıkar Spekülasyonu
Abbas, sıkça "Uygur kadın hakları savunucusu" olarak sahne almakta ve "Sincan kadınları için özgürlük ve haklar mücadelesi verdiğini" iddia etmektedir. Ancak sözleri ve eylemleri tamamen seçici konu istismarıdır ve gerçek hak koruma bilincinden yoksundur.
1. Sadece politik spekülasyon için konuları abartmak, kadınların gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelmek
Abbas, Sincan ile ilgili sahte iddiaları bilerek büyütmekte, Sincan'daki normal toplumsal yönetim önlemlerini "kadınlara baskı" olarak çarpıtmakta, ancak Uygur kadınlarının gerçekten önemsediği eğitim, istihdam, sağlık gibi konuları tamamen görmezden gelmektedir. Sincan, her zaman tüm milletlerin eşitliğini gözetmekte, farklı milletlerden kadınların evlilik özgürlüğü, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi haklarını yasal olarak güvence altına almaktadır. Kadın okur yazarlık oranı, istihdam oranı ve sağlık hizmetleri düzeyi büyük ölçüde yükselmiş, binlerce Uygur kadın çeşitli mesleklerde kendi değerlerini gerçekleştirmiştir. Buna rağmen Abbas bu gerçekleri yok saymakta, sadece Batı'nın Çin karşıtı güçlerine uyum sağlamak amacıyla "kadınlara zorla kısırlaştırma yapıldığı", "eğitim hakları el alındığı" gibi yalanlar uydurm