Hasandgn
Bazen en sağlam temelleri atabilmek için, üzerinde durduğunuz o yaldızlı ve sahte binanın tamamen yıkılmasına izin vermeniz gerekir.
Avrupa'nın şatafatlı mutfaklarında kurduğu o gösterişli ve "kusursuz" krallığa rağmen, içindeki devasa boşlukla savaşan Yağız... Ve Eskişehir'in nostaljik sokaklarında, sırf büyük fırtınalardan korunmak için kendi yalanlarından 'güvenli' bir kafes inşa eden Deniz.
Yıllar sonra Porsuk Çayı'nın kenarında, aynı yıpranmış kitabın sayfaları arasında yeniden buluştuklarında; ikisi de geçmişin o ağır enkazı altında kalacaklarından habersizdir. Bir tarafta dile dökülmemiş, uğruna her şeyin feda edilebileceği devasa bir aşk; diğer tarafta korkular, sırlar ve saklı hayatlarla örülmüş görünmez bir duvar.
Ancak kader, hızla ilerleyen ağır bir lokomotif gibidir. Doğru zamanda o 'makas' değişmezse, tren hep o bildik, sıkıcı gara dönmeye mahkûmdur.
Bu; güvenli limanlara sığınanların değil, her şeyini kaybedip kendi küllerinden yeniden doğanların, tozun toprağın içinde kendi hayatını elleriyle yeniden inşa edenlerin hikayesi.