ruzgarinhertonu-
"Alice.."
"Ha..?" - ismimi seslenen birinin duyulmasıyla açılmıştı yavaşca göz kapaklarım. Bir süre bulanık gözlerle boş boş etrafa bakındım. Bakışlarım eski eminliğine geri döndükten sonra yavaşca olduğum yerden doğruldum. Etrafıma yeniden baktım. Bir dakika..neresiydi burası? Bembeyaz bir çöllük,uzun sipsiyah ağaçlar,kan kırmızısına boyanmış gökyüzü. Burası dünya mıydı? Yoksa ölmüş ve cehennemde son mu bulmuştu yolum?
Önümdeki uzun yola kaydı bu sefer yeşil renkli gözlerim. Ve irileşti. Kurtlar. Ama normal boyutundan fazlasıyla iri ve uzun. Hemde çok uzun. Hepsi bakışlarını bana doğru tutmuştu. Açlıkla. Kibirle. Acımasızca.
Hâlâ şaşkın gözlerle teker teker süzdüm hepsini. Uzun beyaz saçlarım esen soğuk rüzgarla havaya doğru dalgalanıyordu.
"Kızı getirin!" - diye emretti aralarından biri benim arkamda duran silahlı,tamamen siyaha bürünmüş adama. Geri çekilmedim. Itiraz ve ya protesto etmedim. Sadece beni öylece kollarımdan tutarak,onların önüne bir akşam yemeği gibi koyulmasına razı oldum.
"Fazlasıyla cılız..Bu beni doyurmaz. Al,senin olsun,kardeşim." - diye alay edercesine ekledi bir diğeri.
Ben öylece izledim.
Kaderimi.
Ruhumun teslim olduğu bu canavarı.