"Bizden anca bu kadar olur. İsimlerimiz dahi yan yana gelemez." Gözlerimden yaşlar akarken ona bakamıyordum. Kafamı anca kaldırabildiğimde gözleri dolmuş bir şekilde bana bakıyordu.
"Bizim seninle bir hikayemiz olamaz, olmamalı."
Hiçbir şey demeden sadece yanımdan geçip gittiğinde daha fazla dayanamayıp yere çöktüm.
'İsimsiz bir hikaye' diye söyledim kendi kendime. Bir isim dahi koyamamıştık.
Kağıda yazdığı cümleye bakmak için eğildim, kağıtta el yazısıyla "L'amour est la plus violente des tempêtes." yazıyordu.
Evet, evet. Aynen bu şekildeydi ne demek bu?
Sorumun akabinde gözlerimin içine bakıp dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Fısıldar gibi bir sesle "Aşk, fırtınaların en şiddetlisidir." dedi.
Peki gerçektende öyle miydi?
What would happen if Fadime and Iso were forced to get married?
Hate, fear and many secrets, all of these hidden by a much greater feeling, one greater than the decades-long hatred between Kocari and Fortuna, love.
Fadimenin son senesinde, okula baş düşmanının gelmesiyle duyguları, düşünceleri altüst olur. Mantığını mı, duygularını mı seçeceğini bilemeyen Fadime Koçari bir tarafı seçer ama bunun çıkmazlara çıkacağını bilmiyordur...
Çocukken her şey kolaydı.Misket oynar,zeytin ağacının gölgesinde serinlerdik.Eskiden arkadaş olduğumuzu biliyorsun.
Çocukken misketlerin kırık olduğunu bilmezdin,kazanması kolaydı.Şimdi misketlerin kırık olduğunu biliyorsun.Düşman olmamız gerektiğini de biliyorsun.