Zehsell
Bir varmış,bir yokmuş...
Zamanın birinde ırmakları cennet ırmakları gibi berrak,ormanları yemyeşil,güzelliği dillere destan bir ülke varmış.Bu ülke her imparatorun ele geçirmek istediği,uğruna savaştığı bir ülkeymiş.
Ülkenin doğusunda ve batısında,kuzeyinde ve güneyinde birbirlerinden kudretli yöneticiler yaşarmış. Ancak bu hükümdarlardan iki tanesi varmış ki kudretleri birbirleriyle kapışır,güçleri bütün bir cihana korku salarmış.Bu iki hükümdar yalnızca kendi ülkelerinde hüküm sürmez,tüm bir cihanda da isimlerini duyururlarmış.
Birbirlerinden hazetmeseler de ülkeleri ve kendi toprakları için ellerinden geleni yaparlarmış.
Zaman bir kum saatinden süzülürcesine akıp gitmiş,bütün cihanı kasıp kavuracak bir savaş gelmiş.Bu savaş neticesinde onlara düşen kendi vatanlarını el birliğiyle koruyabilmekmiş.
Devletin bekasını düşünen zekası kılıç gibi keskin olan bir vezir iki hükümdarı bir araya getirmiş ve onlara reddemeyecekleri bir teklif sunmuş.
Böylece hem ortaklıkları şüphe çekmeyecek hem de iki hükümdar da etraflarındaki büyük tehditleri saf dışı bırakabileceklermiş.
Teklif ne kadar cezbedici gelse de hem tehlikeli hem de sürprizlerle dolu bir teklifmiş.
Bu teklife göre iki hükümdar birbirlerinin kız kardeşleriyle evlenecek ve savaş bitene kadar da evli kalacaklarmış.
Bu iki büyük cihangir,iki güzeller güzeli bercesteye gönüllerini kaptıracak,aşklarından divane olacaklarmış.
Sonunda kıdemli vezir onlara bu teklifi kabul ettirmeyi başardığında bu teklifi kardeşlerine yapmak için yola çıkılmış ve böylece büyük savaş başlamış...