noirveil_01
"Acı Gider İz Kalır", yedi yaşındaki küçük bir kızın, bir saniyede altüst olan dünyasını ve bu yıkımın ortasında filizlenen sessiz bir hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.
Hikaye, güneşli bir bahçede, çocuksu bir neşeyle koşturan Lâl'in dünyasıyla başlar. Annesinin şefkatli uyarısı ve babasının huzurlu çay kaşığı sesiyle örülü bu masum hayat, gökyüzünü yırtan kör edici bir ışık ve sağır edici bir sessizlikle bir anda son bulur. Savaşın getirdiği yıkım, Lâl'i evi bildiği kalıntıların arasında, ailesinden geriye kalan soğuk hatıralarla yapayalnız bırakır.
Lâl, etrafını saran bu derin sessizliğin içinde kaybolmak üzereyken, yolu bir Türk askeriyle kesişir. Yetimhanelerin kapı duvar olduğu, kimsesizliğin bir kurala dönüştüğü o zorlu günlerde, bu asker Lâl'i bırakmayı reddeder ve onu kendi dünyasına, kışlanın disiplinli ama korunaklı atmosferine dahil eder.
Bu kitap; büyük patlamaların değil, o patlamalardan sonra çöken ağır toz bulutunun, kaybolan kahkahaların ve bir çocuğun zihninde asla silinmeyecek olan o derin "izlerin" hikayesidir. Acı gerçekten geçip gider mi, yoksa sadece biz mi onun bıraktığı izlerle yaşamayı öğreniriz? Lâl, her şeye rağmen yeniden koşmayı öğrenebilecek midir?