yazrecrins_
Hayatta tutunacak hiçbir dalı olmayan, arkasında ne bir aile ne de koruyup kollayan bir soy ad bırakan 22 yaşında genç bir öğretmen Manolya... O, hayatın zorluklarına karşı kendi elleriyle ördüğü duvarların arkasında, çocukların neşesiyle yeni bir hayata başlamak üzere Mardin'in uzak, taş evli bir köyüne adım atar. Bilmediği tek şey ise bu topraklarda kuralları devletin değil, kan ve gelenekle beslenen aşiretlerin koyduğudur.
Köyün iradesini elinde tutan aşiret ağası Cihangir için Manolya, ilk başta sadece dışarıdan gelen bir yabancıdır. Fakat Manolya'nın kimseden korkmayan dik başlı duruşu, inatçı bakışları ve boyun eğmeyen ruhu, Cihangir'in karanlık dünyasında kırılamaz bir infiale yol açar. Hayatında ilk defa "hayır" kelimesiyle karşılaşan bu kudretli adamın ilgisi, kısa sürede nefes kesen, akıl almaz ve tehlikeli bir saplantıya dönüşür.
Cihangir için Manolya artık korunması gereken bir öğretmen değil, ruhunun en karanlık odalarına hapsedilmesi gereken bir "güvercin"dir. Etrafındaki çember daralırken, arkasında kimsesi olmayan Manolya ya bu altından kafesin ve adamın tutkusunun tutsağı olacak ya da o sert taş duvarları yıkıp özgürlüğü için kanat çırpacaktır.
Kafes altın da olsa, kuşun adı özgürlüktür.