kamelyadan
Bir gece.
Bir tartışma.
Ve sabaha karşı boş kalan bir ev.
Ada, sinirle kapıyı çarpıp çıktığında kimse onu durdurmadı. Çünkü herkes, bazı şeylerin konuşulmamasının daha güvenli olduğuna inanıyordu. Telefonu şarjda kaldı. Saatler geçti. Ada geri dönmedi.
Ama bu bir kayboluş hikâyesi değil.
Bu, susmayı seçenlerin hikâyesi.
Geçmişte "kaza" denilerek kapatılmış bir ölüm, yarım kalan cümleler, hatırlamak istemeyen hafızalar ve gerçeği normalleştiren bir arkadaş grubu... Herkes masum, herkes suç ortağı. Çünkü bazen kimse öldürmez; ama herkes susar.
Herkes susarsa, bu gerçekten kaza mı olur?