melismisinki1
"Merkezinde futbol olan bir adamın kalbinde aşka yer yoktur, Melis. Endişelenme."
Derbi sonrası sakin bir akşam yemeği yemek, stajyer bir spor muhabirinin hakkı değil miydi? Sadece bir porsiyon makarna yemek isterken, kendimi Juventus'un ve Avrupa'nın altın çocuğu, magazin basınının uslanmaz belalısı Kenan Yıldız'ın VIP masasında bulacağımı neredeyse hiç tahmin etmemiştim. Üstelik kolumdan zorla sürüklenerek!
Kenan Yıldız'ın imajını kurtarmak için acil bir PR planına ihtiyacı vardı. Benimse hayatımı düzene sokmak için bir mucizeye.
Önüme fırlatılan altı aylık sahte sevgililik sözleşmesi, iki katı katı kuralı da beraberinde getiriyordu:
Kameralar karşısında kusursuz bir çift gibi davranılacak.
Ne olursa olsun, asla gerçek duygular işin içine karıştırılmayacak.
Buz gibi bakışları, ulaşılmaz duvarları ve o kibirli tavrıyla Kenan, bir muhabire asla güvenmeyeceğini söylüyordu. Bense odasının duvarında posteri asılı olan o yıldıza karşı profesyonelliğimi korumaya kararlıydım.
Ama futbol sadece 90 dakika sürerdi. Bizim uzatma dakikalarımız ise yeni başlıyordu.
Sahte bir gülümsemeyle başlayan bu oyun, kalbin en gerçek köşesinde son bulabilir miydi? Yoksa ikimiz de bu tehlikeli oyunda kırmızı kart mı yiyecektik?
"Sözleşme bitti Melis. Artık kameralar için değil, benim için oynayacağız."