iiiiiiiwwww__
Karan'ın eli, Ayliz'in boynundaki inci kolyeye gitti. Parmakları hafifçe tenine değdiğinde Ayliz elektrik çarpmış gibi irkildi. "Bu kolyeyi o mu taktı boynuna?" diye sordu Karan, sesi bir yırtıcı hayvanın hırlaması gibiydi.
Ayliz cevap veremedi. Karan'ın parmakları kolyeyi sertçe sıktı. "Seni ondan alacağım Ayliz. Ailelerin ne dediği, o sarsak Aras'ın ne yapacağı umurumda bile değil. Sen benim bıraktığım o küçük kız değilsin artık, biliyorum. Ama ben de senin hatırladığın o çocuk değilim."
Karan geri çekildi, o sert ve duygusuz maskesini tekrar yüzüne taktı. Az önce o tutkuyla konuşan adam gitmiş, yerine yine o buz dağı gelmişti. "Şimdi içeri gir ve o adamın elini bir kez daha tutarsan, bu evi onun başına yıkarım. Anladın mı?"
Ayliz sadece başını sallayabildi. Karan arkasına bile bakmadan yürüyüp giderken, Ayliz kalbinin göğüs kafesini parçalayacakmış gibi atmasına engel olamıyordu. Aras ile geçen üç yıl sadece bir alışkanlıktı; ama Karan... Karan bir felaketti. Ve Ayliz o felakete doğru sürüklendiğini ilk kez o gece anladı.