Eksik Hayat
  • WpView
    Reads 79
  • WpVote
    Votes 16
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Jun 7, 2017
Hatırladığınız ilk mutlu gününüz ilerleyen saatlerde hayatınızın en üzücü gününe dönüşse ne hissederdiniz? 12 sene sonra... Acınızın azaldığını hissediyorsunuz ve normal bir yaşam sürmeye karar vermişsiniz. Lakin bir şeylerin ters gittiği aşikar. Bazı anılarınızı hatırlayamadığınızı fark ediyorsunuz. 12 sene sonra o gün geçirdiğiniz travmanın size sunduğu hediyeyle tanışsaydınız ne yapardınız? 12 sene sonra annenizin mezarının başında bir genç size oranın annesine ait olduğu söylese ne hissederdiniz? Annenizin geçmişi sebebiyle bir abiniz mi var yoksa size bir oyun mu oynanıyor? Yetmedi... Annenizin mezarında karşılaştığınız genç onun kendi annesi olduğunu söylüyor. Bu ne demek? 1- Ölmeden önce anneniz babanızı aldatmış ve bir abiniz mi var? 2- Genç adam mezarları karıştırmış biri mi? 3- Size birisi şaka yapmak için bu genç adamı oyuncu olarak mı tuttu? 4- Yoksa düşündüğünden çok daha başka biri mi? Peki babanız hiçbir şey bilmiyor mu, her şeyi bildiği halde susuyor mu, olayın içinde mi yoksa seyirci mi? Babanızın bu hikayedeki rolü ne?
All Rights Reserved
#31
unutmak
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • ASENA
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • RUH-U REVAN (Askıda)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines