Mavi Kuğu

Mavi Kuğu

  • WpView
    Reads 142
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jan 24, 2019
Bulutlar ağlardı her sonbahar, yalancı baharlara inat yeniden... Biz o yağmurun altında iflah olmaz günahlarımızı temizlerdik, o ise çaresiz dileklerle kanlanan yıldızlarını. Çok detaydı o. Renkleri yaşam ve ölüm gibiydi, açılış ve kapanış gibiydi onlar. Bir bebek doğardı, yağmur yağardı. Sevinçlerini bin bir parçaya paylaşmak ister gibi. Sonra bir bebek ölürdü. Aydırmazdı güneşi cenazenin bitişine, yasların kapanışına kadar. Yağmur yağardı, hava kararırdı. Bu sefer ise acı damlalara bölüşürdü. kırılmış bir kızın kırık günlüğünden *** İlk papatyamın yapakları soldu, ilk dalgam benimle kayboldu... *** Gündüzü seversen geceye alışırsın derlerdi, güneş öldü. Yine biz bizeyiz... *** mBu kırık kızın kırık günlüğü, ölü papatyanın son yaprağı. Unutmayın! Çoban yıldızları nasıl ölüme mahkumsa, papatyalar öldürülmeye mahkumdur...
All Rights Reserved
#711
gökyüzü
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • Kanlı Lordun Gelini
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines