Her insanın hayatı doğumla mı başlardı gerçekten. Yada biz mi buna alıştırmıştık kendimizi ?
Yanlıştı. Her insanın hayatı doğumla başlamazdı. Bazı insanların hayatı ölümle başlardı.
Ölüm bazı insanlar için sondur. Bazı insanlar için başlangıç. Yeni bir hayata başlangıç. Hiçbir şey yaşanmamış gibi devam eden bir hayata başlangıç.
Ama ölüm, asla tek başına yaşanılan bir duygu değildir. Beraberinde nefreti, öfkeyi de getirir. Yeni hayatına başlangıcın nefretle olur, öfkeyle, kızgınlıkla olur. Peki zamanla geçer miydi bu ölümün acısı? Belki geçer, belki geçmezdi.
Ama nefret, hiçbir zaman geçmezdi. Yeni sönmüş ateşin külleri gibi. Ne kadar sönmüş olursa olsun, küller o ateşin yandığını gösterirdi. O külün geride bıraktığı siyahlık, asla geçmezdi.
İki ölümle başlayan iki hayatın karşılaşması. Ölümler farklı, ama acıları, nefretleri aynı...
Alin, Kiraz çiçeği mahallesinde kendi halinde yaşayan bir kızdır. Ancak bu sade yaşamı, mahalleye geri dönen arkadaşının abisi Kılıç ile bozulur.
Bazen bir salıncak, bir k ıvılcımı doğurur.
...
Şimdi izninizle size soruyorum.
Siz de bizimle salıncağa binmek ister misiniz?
Unutmayın, salıncaklar sadece mutlu etmez. Aynı zaman da yakar. Öyle bir yakar ki mutluluk duyarsın alev almaktan.
Ta ki kül olana kadar.
...