Hayatın ne kadar renkli olduğunu anlayamadan karanlığa hapsolmuş 16 yaşındaki masum bir Anka Kuşu...
Karanlığın laneti, hayatından bu renkleri sonsuza kadar almasının sonucunda, günden güne kanatları kırılmıştı. Bir yandan ailesinin yasını tutarken, kırılan kanatlarıyla uçmaya çalışıp tekrar yere çakılıyordu.
Tanrı, artık onu görmüyordu.
Yeniden doğmanın vakti gelmişti. Onu yakacak ateş en acımasız olanıydı,
aşktı...
Yeniden doğmaya çalışan kül olmuş bir Anka Kuşu'nu diriltebilecek tek şey yine aynı ateşti. O ateş, kül olmuş bir Anka Kuşu'nu canlandırmak için tek umuttu.
Ve ateş yoksa, umut yok...
Umut yoksa , Anka yok...