Aynadaki yansımama baktım. Terden saçlarım yüzüme yapışmıştı, Normalde beyaz olan yüzüm, bembeyaz kesilmişti. Her ne kadar güçlü olduğumu iddia etsem de zayıf duran yansımama daha fazla bakmadım.
Musluğu açıp soğuk suyu yüzüme sertçe çarptım. Bir süre eğik bir şekilde yüzümden, saçımdan süzülen su damlacıklarının tezgahta son buluşunu bilinçsizce izledim. Bir damla iki damla üç, dört... İzlediğim nokta yavaş, yavaş bulanıklaşıyordu. Artık, tezgahı yada üzerine damlayan damlaları fark bile edemiyorum. Aklımdaki kahrolası sesler yine yükselmeye başladı. Kendimi heran yaşayabileceğim zihinsel patlamaya hazırlıyordum.
"APTALSIN SEN, APTAL! "
Zihnime dolan öfkeli ve nefret dolu, uğultular dolar gibi oldu. Sesleri kısabilecekmişim gibi şakaklarımı ovuşturdum. Tabiki bir yararı olmadı. Zihnimin, içerisinde ki sesler kim olduklarını bilmediğim bulanık yüzler gözümün önüne beliriyordu.
"İŞE YARAMAZ, APTALIN TEKİSİN.
HER ŞEY SENİN YÜZÜNDEN."
Her şey kontrolum altında, endişelenecek bir şey yok! Bunlar gerçek değil... Bilincimi kaybetmemek için sürekli kendimi uyarıyordum ama zihnimdeki nefret ve kin dolu bağırışmaları susturmayı başaramıyordum.
Sesler tekrardan yükselmeye başladığında başımı daha sert şekilde ovuşturdum. Dikili kaldığım aynanın karşısından ayrılıp yan tarafımdaki duvara doğru kendimi bıraktım, sırtım sert duvarla buluşup yavaşça aşağıya kaydı.
Korkak, küçük bir kız çocuğundan farkım yoktu. Bu düşünce bende büyük bir kahkaha atma isteği oluşturmuştu. Boğazıma sert bir kahkaha emri gönderdim ama çıkan ses boğazımı yakan kuru öksürükten farksızdı.
Başımı, dizlerime iyice yaslayıp gözümün önüne gelen karanlık siluetleri yok saymaya çalıştım,tanıyamadığım yüzler üstüme, üstüme geliyor iyice boğulup nefes almamı engel oluyorlar.
"Siz gerçek değilsiniz!
Asena; geçmişi kayıplarla dolu, hayata tutunmayı bırakmış genç bir ressam. Kutay; korkuyla anılan, sert kurallarla yaşayan bir adam. Birbirlerinin karanlığına adım attıkları anda, hiçbir şey yerli yerinde kalmaz. Mafyalar, düşmanlar, itaatkârlar, tehditkârlar, zorunlu ilişkiler, kan davaları, sırlar, oyunlar, dövüşler ve muhteşem tablolar...
Asena, kaçırıldığı adamı esir alacak kadar cesur; Kutay ise geçmişini öğrendiği kadına ilk görüşte âşık olacak kadar delidir. Soylarının bıraktığı kan izleri ve yanan şehirlerin ortasında tek sığınakları birbirleri olur.
Bir aşk ne kadar büyükse, bedeli o kadar ağırdır.
*
"Silahımı çeneme yasladığında kehribar gözlerine bakarken bu kız beni öldürür dedim içimden. Çünkü o an âşık oldum. Âşık olmak benim için ölmek demekti. Ben yenilmez bir adamken hayatımda ilk defa, tek bir bakışta yenildim."