❄
Hırçın dalgaların üzerinden esen soğuk rüzgar, denizin kızgınlığını da beraberinde götürerek sertçe bir şeyler üfledi meleğin yüzüne. Bütün evrenin lanet dolu cümlelerini bağırmıştı sanki. Rüzgar, meleğin saçlarının arasından geçerek kokusunu kendine hapsetti ve geride kalan şehre doğru yol aldı. Estiği yerlere meleğin kokusundan birer parça bıraktı.
Uçurumun kenarındaydı melek. Hayatında ilk defa bir şey düşünmüyordu, ilk defa gerçek anlamıyla bomboştu. Kalbi ilk defa ritmini hiç bozmadan kusursuz bir şekilde atıyordu; atmıyordu da denebilirdi, öyleki bir şey hissetmiyordu. Buraya geldiğinde her şey parmakuçlarından süzülüvermişti...
Çıplak ayaklarıyla bir adım daha attı kayalıkların üzerinde; her şeyden uzaklaştı, hiçbir şeye yakınlaştı. Üzerindeki beyaz uzun elbisesi, çoktan geçmişe mühürlenen kalbindeki acının bedenine vurduğu izlerini örtüyordu. Simsiyah saçları açıktı ve rüzgarla beraber geride bıraktığı mesafelere uçuşuyordu...
Masum bir şekilde gökyüzünden inmişti ama artık masum değildi. Umudu, karamsarlığa yenik düşeli zaman epey geçmişti.
Ve melek, kendini yeraltına hapsedip bir zebaniye dönüşebilirdi...
❄
Yayımlanma Tarihi : 06.07.2017
Keyifli Okumalar.
Gerçek ailem kurgusu!!!
Hep iyi kız tarafından okuduk hikayeleri. Kız iyi niyetiyle yaklaşır ancak ailesi hep ona karşı kötüdür. Karıştırıldığı kız kaldığı ailede travmalar bırakmıştır ve asla sevilmez. Ana karakter kız da bu önyargıları kırmak için çabalar.
Şimdi hikayeyi biraz tersine çevirsek? Kötü sandığımız o kızın gerçek ailesini bulmasını okusak?
Simay Naz Akgül sandığınız o kötü kız. Bu da onun hikayesi.
🤍
"Yaptığın son şey seni bizden kopardı. Her şeyinle seni kabul etmeye çalıştım ama olmadı! Durmadın, her seferinde daha fazla canımızı yaktın!" diye bağırdı annem. Gerçi artık annem değildi değil mi?
"Ben kısasa kısas yaptım hep! Çocukların bana nasıl geldiyse onlara öyle gittim!" Anlamıyordu. Onların yaptıklarına karşı üç maymunu oynuyorlardı.
"Bu yüzden öz kardeşimizi istiyoruz!" Daha fazla izleyici kalmak istemeyen Çınar annemle arama girdiğinde bakışlarım onu buldu. Öz aileme beni kötülemişti değil mi? Bu yüzden rahattı. "Eşyalarını aldın, defol artık evimizden!"
🤍
"Alışkın olmayabilirsin ancak zamanla alışacaksın." dedi arabayı durdurduğunda. Hemen önünde durduğumuz sarı renkli duvarlara sahip evi gösterdi. "Evine hoş geldin kızım."
"Kızım diyorsunuz," dedim evden gözlerimi çekmeden. Ona benim hakkımda hiçbir şey anlatmamışlar mıydı? Nasıl bu kadar içten ve samimiydi bana karşı?
"Başka ne diyeceğim?" dedi şaşkınlıkla. "Kızımsın sen benim."
"Benim hakkımda size anlattıkları şeyleri biliyorum," bakışlarım ona döndüğünde göz göze geldik. "Bana nasıl güveniyorsunuz?"
"Güvenmiyorum." dedi açıkça. "Ancak güvenmek istiyorum. Bu yüzden söylenen her şeye kulak tıkadım ve seni buraya getirdim."