Azap(Töre)

Azap(Töre)

  • WpView
    LETTURE 214,139
  • WpVote
    Voti 11,118
  • WpPart
    Parti 17
WpMetadataReadPer adultiIn corso
WpMetadataNoticeUltima pubblicazione mer, ott 19, 2022
Xezal.. Kader onun için çok kötü çizmişti ağlarını. İlk aşkını kalbine gömmek zorunda kalmıştı. Hem de en yakını için, ablası Narin Bulut için vazgeçmişti gizli sevdasından. Bir sessizliğe bağlamıştı umudunu. Aşkını uzaktan, içinde, tertemiz yaşarken ellerinden kayıp gideceğini bilememişti. Şimdi sevdiği adam ablasıyla evlenecekti. Hewar Dijan. Urfa'nın en büyük aşiretinin ağası. Yıllar önce yarasına merhem olduğu kızın en büyük yarası olmuştu bilmeden. Ve daha onu ne kadar kanatacak hiç kimse bilmiyordu.. *** Eğer deselerdi, söyle yoksa bir daha hiç konuşamayacaksın deselerdi, haykırırdım aşkımı. Bağır çağır, sanki ölüyormuşum gibi, cehennemlerde yanıyormuşum gibi çağırırdım onu. Bilseydim, onu ilk gördüğüm gün 'bırakma' derdim. Beni öldür, yine de beni bırakma.. 07.07.2017
Tutti i diritti riservati
Entra a far parte della più grande comunità di narrativa al mondoFatti consigliare le migliori storie da leggere, salva le tue preferite nella tua Biblioteca, commenta e vota per essere ancora più parte della comunità.
Illustration

Potrebbe anche piacerti

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Karven
  • Vatan Uğruna
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

Più dettagli
WpActionLinkLinee guida sui contenuti