KARANLIĞIN DUMANI

KARANLIĞIN DUMANI

  • WpView
    Reads 39,446
  • WpVote
    Votes 810
  • WpPart
    Parts 38
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Jun 23, 2020
Düzenleniyor BU HİKAYE +18 ÖNYARGILARINIZ BURAYA GİRMEDEN ÖNCE KAPIDA BIRAKIN ________________________________ Ceset taşıyan bir ambulans'ın, Siren çalması kadar anlamsız hayatım. Morga ölü yetiştiriyor sanki duygularım __________________________________ Acı Bu kadar yakın hissedilmemeli, Bu kadar uzak da hissedilmemeli. Tam ortası yeteri kadar hissedilicek ama ne fazla ne de az. Ama Ben yakın hissetmeyi istemişim herhalde Gerçekten gülmeyi çok uzun bir zaman sonra güzel bir adamdan öğrendim. Hayatımı değiştirdi. Hem acı hem de mutluluk eşit değillerdi ama her ikisi de o adamla olunca güzel geliyordu. ________________________________ Beğendiyseniz "+" işaretine basmanız ve okumaniz yeterli ama Vote yapin yani
(CC) Attribution-NoDerivs
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines