ŞAİRİN SESİ

ŞAİRİN SESİ

  • WpView
    Reads 324
  • WpVote
    Votes 34
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jul 22, 2017
WpInfo
Fiction
Romance
|Şairin Sesi| "Çünkü hayallerimin artık suya düşmesinden yoruldum. Sürekli kaybetmekten yoruldum." Aramızda tekrar bir sessizlik başladı. Ancak sessizlik bu sefer daha farklıydı. Notalar saklıydı bu sessizlikte. "Öyleyse onlara yüzmeyi öğret." dedi sorularla gizli adam. Ve o gün hayal kurmayı öğrendim. Pes etmemeyi, yüzleşmeyi öğrendim. İşte hep böyleydi sorularla gizli adam. Kendi çöplüğünde kaybolmuş bana elimden tutup yürümeyi öğretmedi. Zihnimden öpüp hayal kurmayı öğretti. Ve bu küçük kızın hikayesi bir satranç tahtasına dizilen dama taşları kadar sıradan başladı. Ancak kimse bilmiyordu o tahta satranç taşlarınındı ve yerlerini kaptırmaya hiç niyetleri yoktu. O soru işaretlerinin ardına saklanan bir adamdı. Bense acıların büyüttüğü bir kız çocuğu. *** Başlangıç Tarihi : 22.07.2017 #Şairin Sesi adlı ilk kitaptır.#
All Rights Reserved
#77
sert
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • RUH-U REVAN
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • ASENA
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines