İkinci Evre

İkinci Evre

  • WpView
    Reads 32
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, Jun 20, 2017
Hicran Bakırcı, kendisini bildi bileli sıradan, heyecandan yoksun ve depresif birisi olagelmiştir. Ama henüz hayatının baharındadır. Sahi, hayatımızın baharı ne zamandır? Bebeklik mi, gençlik mi, yetişkinlik mi? Neden hayatımız sürekli başkaları tarafından şekillendiriliyor? Neden hayatımızın baharını kendi istediğimiz gibi yaşayamıyoruz? Veyahut neden baharımızın ne zaman olacağına kendimiz karar veremiyoruz? Hicran tüm bu iç yakıcı soruları düşünürken hayat ellerinden kayıp gitmektedir. Oysa etrafındakiler umarsızca hayatlarını yaşamaktadırlar. Nasıl? İkinci Evre, arkadaşlığa, yalnızlığa, neşeye, kedere, bireye, topluma, yüzeyselliğe, insan zihni ve ruhunun katmer katmer basamaklarına uzanan içsel bir yolculuk. Psikolojik bir hikaye.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • Halısaha |texting
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Vatan Uğruna
  • Karven
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines