Esaretin Kelepçeleri

Esaretin Kelepçeleri

  • WpView
    Reads 3,349
  • WpVote
    Votes 124
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Nov 27, 2025
Bazı vedalar mezar taşına yazılmaz... Çünkü o ayrılık, hâlâ yaşayan bir şeydir. Bir kadının düğün günü kaybolması, sadece bir yok oluş değildir. Bir adamın ruhunu söken, kalbini zehirleyen, gözlerini karartan bir yaradır bu. Savaş, o gün öldü aslında. İçinde bir öfkeyle, sormaya cesaret edemediği sorularla kaldı. Ve cevapsızlık... Onu başka birine dönüştürdü. Sert, sessiz, acımasız... Yaralı bir adam artık. Üç yıl sonra... Kapanmamış defterler açılıyor. Ve karşısına çıkan o gözler... hâlâ aynı. Ama Savaş artık o eski adam değil. Ve onun sessizliği, bir intikamın ayak seslerini taşıyor. Gerçek, zannettiğinden çok daha karanlıksa ne yaparsın? Aşk geri dönerse... İhanet sandığın şeyin altında başka bir hikâye varsa... Ve gerçek, yüreğine saplanan en keskin bıçaksa... Ne yaparsın? İhanet mi? Aşk mı? Yoksa ikisinin arasında incecik, kanla yazılmış bir çizgi mi var? Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Ve bu hikâyede, merhamet yok. Sadece bedel var.
All Rights Reserved
#115
zorunluevlilik
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • Karven
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines