İsmini aldığım, beyazı efkarım olan Hilalin altına yeşermiş çiçeğin gölgesine sığınmıştım.
Bir elimde yazmaktan tükenmiş siyah kömür kalemim, diğer elimde ise yazmaktan harap olmuş sarı kağıdım vardı.
İlelebet payidar kalacak Vatanımı yazıyordum. Bir de Vatanım için feda ettiklerimi.
En başta gururum, bedenim serildi güzel İstanbul'un kara toprağına.
Sonra dilimden söküldü Vatanımı heceleyen tüyler. Sonra ise; bana bakan dostlarım doluştu zihnime. Kiminin gözleri Çanakkale'de kapanmış, kimi kör kalmış, kiminin de korku sinmiş göz bebeklerine...
Ben bir çift gözü hatırlarım yalnızca. İstanbul Boğazı'nı temizleyen koca düşman gemilerinden, derin mavi gözleriyle.
Onun bana verdiği emri hatırlarım yalnızca. Sesi yüreğime işler ince ince.
Ve hatırlarım verdiğim sözü...
''Siz, Kemal Paşa'm. Sizin yolunuzda ölmek, şifadır bana.''
Ve sonra beni saran kollarını anımsarım, Selanik'te şehit düşmüş babam gibi...
''Söz veriyorum, gayret edeceğim. Vatan için, gayret edeceğim.''
Hikayedeki bütün karakterler ve kurgu, desteğini asla esirgemeyen Büşra Yaşar'a ithaftır.
All Rights Reserved