Aşk-ı Vatan

Aşk-ı Vatan

  • WpView
    Reads 115,583
  • WpVote
    Votes 5,403
  • WpPart
    Parts 26
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jan 30, 2020
Ben Asena 22 yaşın da bir teğmen kara harp okulun yeni mezun oldum ve hayalim olan Dağlıca larakoluna atandım 5 yaşımdan beri asker olmak istiyordum bana kimse inanmadı ama ben Türklüğün bir getirisi olarak başardım kızların da yapabileceğini yapamazsın diyen herkese kanıtladım şuan bir mavi bereli komando olarak cehennem bölgesin de ölüm kalım savaşı veriyorum. Ölürsem şehit kalırsam gaziyim...
All Rights Reserved
#326
macera
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI ( ARA VERİLDİ)
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Aile Sırları
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • HER KİMSEN
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Gerçek Ailem~ Eliz

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu. Sonradan düzenlenecektir!

More details
WpActionLinkContent Guidelines