Bir Mercan Vakti

Bir Mercan Vakti

  • WpView
    Reads 46
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jan 7, 2018
Ne zordu gözlerdeki gülüşlerle başlayan hikayelerin, o gözlerdeki yaşlarla bitmesi. Kimse öyle olsun istemezdi halbuki... Ama kaderdi bu ve yaşatacaktı yazdığını. Acıyı... Çaresizliği... Sevdiğinin ışığında gülümserken, birden kendi karanlığında ağlamaktan daha da acı olan; bir zamanlar sığnağın olan o ışığın, şimdi başkalarının karanlığında aydınlattığını bilmekti. Onu ,başkasıyla gülerken görmek en çok seni ağlatandı. Ve ben Mercan Ünsever. Bu da benim hikayem. "Uzak dur benden, yaklaşma bana sakınnn" "Boşuna uğraşıyorsun. Bak kimse gelmiyor. Herkes uyuyor. Hadi bırak o bıçağı. Benden başka çıkar yolun yok ki hadi güzelim." Yüzündeki anlam veremediğim sırıtmaya baktım. Yapacaktım... Bir şey kaybetmezdim... Doğru söylemek gerekirse bir şey kaybedemezdim... Çünkü kaybedecek bir şeyim yoktu. Bu sefer daha sert bir şekilde üzerine bıçağı önümde tutarak atıldım. Başarmıştım... Yaralamıştım onu... Bu kadar iğrenç olan bir şeye nasıl bu kadar sevinebiliyorum... Bıçaktaki kana baktım böyle bir çirkinlik nasıl yapmıştım. Haklı olsam bile yapmamalıydım. Ama pişman değildim.Bıçağı hızlı bi şekilde elimden alıp boynuma bastırdı. Korkuyordum ve canım acıyordu. Kanımın boynumdan doğru yavaş yavaş aktığını hissettim. Buraya kadardı... Korku bütün bedenimi esir alırken bende kendimi ona masumluğumum hediyesi olarak kendimi bıraktım...
All Rights Reserved
#21
avukatlık
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • RUH-U REVAN (Askıda)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • ASENA
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Gözler Aynı Sen
  • Doktor Neyi �İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines