SAKLI CENNET

SAKLI CENNET

  • WpView
    Reads 183
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Aug 24, 2017
WpInfo
Fiction
Romance
Gözlerinde bir cennet vardı ve o bunu çok güzel saklıyordu. Diğer herkesden farklıydı, sinirliydi ama bir o kadarda yumuşaktı, olgundu ama bir okadarda çocuksu. Güzel bakıyordu bikere, diyerleri gibi gösterişli değildi. Denizi yansıtıyodu gözleri. Okyanusu ve cenneti içinde barındırıyordu. Bakmaya kıyamıdığım okyanuslar şimdi tüm içtenliğiyle karşımda bana gülümsüyordu. Ne tapmalıydım bilmiyorum o beni affetmişken, ben hala kendime kızgındım. Çok acı yaşamamış mıydık, çok yanmamış mıydı canımız zaten neden daha fazla acı çekmek için uğraşıyorduk? Neden sürekli kendimizi hırpalıyordu? Bu soruların cevabını ikimizde çok iyi biliyorduk. İkimizde deli gibi korkuyorduk. Canımızın acımasından göz yaşımızın dökülmesinden. Ben ağlasamda olurdu yeterki o ağlamasındı. Böyleydi demekki aşk, hem acıtıyor hem mutlu ediyor insanı. Peki ya bizim sonumuz ne olucaktı, ikimizinde karanlığı vardı. Bizem iki tane çıkış yolumuz vardı. Ya kendi karanlığımızda kaybolucaktık. Yada karanlığımızdan birlikte kurtulacaktık ve onun SAKLI CENNET' inde birlikte yaşıyacaktık.
All Rights Reserved
#374
ateş
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven
  • Halısaha |texting
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines