Uysallığını, yetimliğinin üzerine bir yama gibi kapatsa da, annesinin buyruklarıyla kendine çizmeye çabaladığı sınırlar, hislerini köreltmeye yetmemişti. Kayıtsız kalamadığı duyguların, hayatını zarara sokacağını düşünürken ruhunun kıyameti çoktan gelmişti.
İmgelerini,umutlarını çocukluktan bağladığı yer yer yırtık uçurtması, katran rengi almış bir çınar ağacının esaretine maruz kaldı.
Ne geri çekebildi o uçurtmayı, ne de kalabildi o karanlıkta.
Üstüne üstlük ağaç da memnun değildi bu durumdan. Yıllardır, kendi kendine kurduğu nefrete tutuklu dünyasında, geçmişin kalıtlarıyla dolu ruhunda tıkılı kalmış bir ağaçtı. Şimdi dalları arasında sıkışmış bir uçurtmayı paramparça etmek, feda edeceği cesetlerin içinde en acı ikinci kaybı olacaktı. Bırakmaya çalıştıkça örseledi yamalı uçurtmayı.
İhtirasla doldurmaya çabaladığı yırtıklara, kız büyük bir özenle aşkını tahsis edip, ruhunun parçalarını dikmişti. Her defasında daha fazla yıpranarak...
"Sevilmek isterken iliklerine kadar sevgisizliği hisseden herkese..."
(...)
"Senin şımarıklıklarını çekecek bir adam değilim."
Sözleri üzerine gözlerim gözlerinde asılı kaldı. Kelimeler zihnimde bir oraya bir buraya kaçışırken hepsini bir araya toplamak oldukça zor olmuştu. Sakin ol Efsan... Kalbimdeki anlamsız ağrıyı görmezlikten geldim. Çenemi havaya dikip ters ters ona baktım. Giydiğim siyah topuklular sayesinde aramızdaki boy farkı bir kafa mesafesi kadarken gerginlikten kuruyan dudaklarımı ıslatıp onunkiler kadar acımasız olan sözlerimi sarf ettim.
"Bende sana şımarıklık yapacak bir kadın değilim."
Yayın tarihi: 12.05.2024