Veni
  • WpView
    Reads 6,940
  • WpVote
    Votes 1,502
  • WpPart
    Parts 37
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Sep 29, 2018
~ Wattys 2018 Son Liste ~ Deniz 11. sınıfa geçtiğinde okuldaki en popüler öğrenci olabilirdi. Bunun sebebi kuşkusuz son derece sosyal olmasıydı. Dersleri iyi değildi ama öğrencilerle arası kesinlikle iyiydi. Okul başkanlığı için adaylığını koymuştu bile. Ki muhtemelen yenecekti de. Aslında her şey normal gidiyordu, eskisi gibi: ne eksik, ne fazla. Dolayısıyla dolabında o ilk notu bulduğunda bile bunu garipsememişti. Herkesçe tanındığı için arada ona bulaşmak isteyenler hep olurdu çünkü. Fakat aslında başına gelecek olan her şeyin başlangıcının 18 Eylül 2017'de aldığı o not olduğunu o zaman bilmiyordu. Çığın bir afet oluşturmadan önce, tepedeki masum kar topu haliydi çünkü o. Devamı olacağını bilmiyordu. Beklentiniz buysa yıkmak istemem: Ancak bu hikayenin başkarakterleri güzel, masum, saf, aşık, boyun eğen kadınla; yakışıklı, gizemli, umursamaz, ukala, egemen adam değil. Yeri gelmişken söyleyeyim: hikayenin konusu da bu ikisinin anlamsız bir şekilde aşık olurken birbirlerinin olup tüm dünyaya kafa tutmaları da değil Herkesin ultra güzel/yakışıklı olmadığı, hata yaptığı, çok yakışıklı/güzel olmak ve harika bir fiziğe sahip olmaktan başka vasıflarının olduğu; hiçbir şeyin nedensiz yere yaşanmadığı Kısacası hiçbir şeyin ve hiç kimsenin mükemmel olmadığı bu kurguya hoş geldiniz
All Rights Reserved
#29
keşfedilmemişcevherler
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • LARA'M (+21)
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • HER KİMSEN
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Aile Sırları
  • KURTBEY

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines