Umutlar Kül

Umutlar Kül

  • WpView
    Reads 224
  • WpVote
    Votes 31
  • WpPart
    Parts 8
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jun 27, 2019
Yanıyoruz.. Canlı iken, gerçek bi ateşin nasıl yaktığını bilmezken biz kavruluyoruz hislerimizle. Nedir bu ateşin kaynağı. Sevda mı, hüzün mü, özlem mi? ya da Herşey bi yana kavuşamamak mı? Herkes bilir derdini kimse kimseyi anlayamazken. Herkes bilir devasını kimse kişiyi ilgiye almazken. Çözümler sorunlarda boğulup tükeniyor her geçen saniyede. Son olarak yapacak bişey kalmıyor elinde. Üzülme dua' ndır bu olanların çaresi. İnançtır bi gün herşeyin yola girmesi. Ve sabırdır bütün bu zamanın geçmesi, isteklerin kabulü. Canın acır yaran yokken, belki dibi tutar çok yanmaktan. Bi ormanın yanışı gibi. Bir gün söneceksin ama tıpkı ormanda yanacak bişey kalmayıp kendi kendine söndüğü gibi. Yola gelecek hislerin, sert olacak o yüreğin ve kimseye güvenmemen gerektiğini anlayacaksın. Er ya da geç kafanda dönen şeyler son bulacak. Ve içindeki sesler susarak yangının dinecek. Ömründe yaşananlar, neye müsade ederseniz edin. Çare yalnız ve yalnızca " zaman ".
All Rights Reserved
#67
sen
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Hocamsın /+18
  • RUH-U REVAN
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines