Yoğun iş temposundan kaçmak için yıllar sonra anneannesinin terk edilmiş dağ evine adım attığında karşılaştığı ilk şey sessizlik değildi. Mektuplardı. Karla kaplı posta kutusuna tıkıştırılmış onlarca zarfta aynı el yazısı: "Sana söyleyemediklerim için..." Hepsi aynı kişiden gelmiş, hepsi birer aşk itirafı, ama imza yok. Bu gizem, Eylül'ün kasabada yalnız geçmesini planladığı günleri küçük bir dedektifçilik oyununa çevirir. Kasabadaki insanlarla tanışır, mektupların sahibinin kim olabileceğine dair tahminler yürütür hatta birkaç "yanlış alarm" buluşmasına bile çıkar. Fakat çözüm sorunun temelinde vardır: Aradığı kişi hep burnunun dibindedir. Bir kardan adam ve kar mektuplarının hikâyesiydi bu. Kışı bile ısıtacak bir aşk hikâyesiydi. Copyright © Tüm Hakları Saklıdır.
Mai multe detalii