MERİH

MERİH

  • WpView
    Reads 40
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Dec 6, 2018
"Ben ne yaptığımı, neden bu duruma düştüğümü bir türlü anlayamadım. Hiçbir suçum yoktu. İnsanların yaşamlarına karışmaz, kimseye kin duymazdım. Hayatta en çok keyif aldığım şey Nine West'ten indirimli ayakkabı denk getirmekti. Allah kahretsin, ben bir karıncayı bile incitemezdim. Beni bu hale O getirdi. Gözlerimin ağlamaktan kıpkırmızı olmasının sebebi o. Vücudumdaki yara izlerinin sebebi o. Beni kemiklerime kadar mutsuzluğa mahkûm eden de o. Beni bir canavara dönüştürdü. Ve hayatımı mahvetmesinin bedelini ona ödeteceğim." -Yıldız Merih Günay - Merhabalar, Hikayeme hoşgeldiniz sevgili okuyucular! Bu hikayede biraz hayatı tepetaklak olan kız dramı, biraz yıllarını sokaklarda geçirmiş erkek gücü, biraz korkunç mafya babası, biraz aksiyon, biraz da aşk olacak. Hikayenin ilerlemesi tabiki alacağım yorum ve oylara bağlı, o yüzden bu acemi yazarın hevesini kursağında bırakmayın! ;) Öpüldünüz... minervame
All Rights Reserved
#83
işbirliği
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Aile Sırları
  •  ABİLERİM Mİ?
  • KURTBEY
  • HER KİMSEN
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • ISSIZ ADA (+18)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines